Kurban ve Aşk/Kezer
1/12/2009 ·
Kurban ve Aşk/Kezer
Canandan can doğar; budur bana cennet kurban!
Ya Hak; keremin sonsuz... ŞÜkür sana ey Rahman...
25.11.2009/Malatya
Yorum (0) Yorum yaz!
Kurban ve Aşk/Kezer
Canandan can doğar; budur bana cennet kurban!
Ya Hak; keremin sonsuz... ŞÜkür sana ey Rahman...
25.11.2009/Malatya
Yorum (0) Yorum yaz!
Öz Değişler / Kezer
Dünyada en büyük sevinç , "evladım" demekte...
Şükür Hak'ka ... Kaderde geçer ; "adım" emekte!
17.11.2009/Van
Kadınım/*Kezer
Dünyanın en mutlu kadını, can eşin Kezer...
Artık sana ne elem ulaşır , ne de keder...
16.11.2009/Van
*Gül Dalım'a
Söz / Kezer
Beni kanatan bıçak, geceden doğar ancak!
Bir tek sözüm saklı kalsa, düşer mavi sancak...
12.11.2009/Van
Balçık Sarmalı / Kezer
Ey mahluk! Göz yummakla yok olmaz ki hakikat...
Diptesin! Hukuk hak getire... Fi balçık kat kat...
03.11.2009/Van
Tümülüs/Kezer
Sakın göz yanılmasın; gökte akan kümülüs!
Ölüm söz anılmasın, yerde çıkan tümülüs…
30.10.2009/Van
Kavgamız/Kezer
Yıkılmaz sözcüklerle bir sur inşa ettim, isyan bileyen şahin gözlerime!
Sonrasında çatlamış toprağa süründüm,yeni doğan ürkek ceylan misali.
Göklere el verdim , teyemmüm alan derviş ruhunun sükunetinde.
Ve kainatın döngüsünde ne fazla ne de az; kararınca canımdan döküldü o kutlu söz:
Tamı tamına iki kelime: Hak Allah …
Basamak basamak çıktığım aforoz meydanında:
Tarihte kalsın kahramanlık,
Ün ve şan yıkık omuzları dik tutsun!
Mazeret ve korku da gölgede sinenlerin olsun.
Yeter ki hissemize ;
Bir meydan ,
Bir kavga ,
Bir asil düşman ,
Bir de dirilten ölüm düşsün…
Tarihsel gerçeklikte yüzlerce yıl öncesinde,
Kanayan yüreklerdeyse daha dün.
Kerbala da Can Hüseyin yola koyulmuştu başı avuçları arasında.
Mübarek dudaklarında efendiler efendisine selamlar ,
Ki o gökleri sarsan selamlar,
Kana,
Tere,
Göz yaşına bulanıp da öyle uçuşuyordu özgürlük diyarına.
Ve toprakla kanın vuslatında çorak iklimler gül kokuyordu cennet esintisi eşliğinde…
Yazgımız gün ışığında yol alırken, öte yanda şiirin kalbinde de ışıldasın .
Yüz yıl sonra masum bir çocuğun ellerinde soluk, yırtık , sayfası eksik bir kitapta,
Var oluş hikayemiz okunsun.
Elbet biz de biliriz hayat arenasında ,
Gün gelir gün gider .
Geride yine nefessiz zaman ve mekan kalır.
Kaybolmuş emanet kendine sahici bir diriliş damarı bulsun diyedir tüm kavgamız.
Ve şiirimiz,
Düşsel iklimlerde aşk ateşinde semaya duran narin kelebek gibi özgürce devinip dursun.
20.10.2009/Van
Düşsel Aşk/Kezer
Aşk ve yağmur; gece bir olup, gökte salındı.
Rüzgar çıktı, uçtu ten, mahzun yürek alındı.
12.10.2009/Van
Doğmamış Çocuğuma Şiirler I/Kezer
Yeryüzünde güneş görmüş tüm sözcükleri yağmurda yoğurarak,
Sesten ve nefesten uzak sana sesleniyorum,
Ki sen en derin düşlerde şaşkınca bir halde kalp atışınla ilk diriliş sancısı içindeyken ,
Ben başı belli sonu belirsiz bir şiirde sana haykırıyorum kifayetsiz hecelerle…
Canımdan kan bulup zorlu yola düşmüş gül bebek!
Varlık ve yokluk serüven girdabında savrulmak bize özgü ,
İsyan ateşinde Nemrut’ a başkaldırmak da,
Ve aşkın dolunay aydınlığında gecenin bağrında doğarak, doğrularak var kalmak da…
Şimdi çok erken; sen de bileceksin bir gün…
Büyülü bahçede gördüğün yada duyumsayarak dokunduğun tüm narin dünya,
İlk gözyaşında suya düşen tek damla gibi yok olacak.
Ölüm ile doğum bir karede birleştiğinde, annen ve baban şükür kokacak yedi kat göklerde.
Söyle bana gül bebek?
Narin kelebek mi desem, yoksa mavi kartal mı, işte bunu bilemiyorum bugün.
En iyisi mi ; “gül bebek”, ilk çocuğum.
Hak’kın en kutlu rahmeti ve bereketi bizi de buldu ya,
Kimlik rengi mavi yada pembe çok da mühim değil.
Dün emanettik, bugün emanet aldık, yarın da emin olana koşu var …
Gül bebek;
Cismin çok küçük varla yok arasında.
İsmin ise hala yok.
Nasıl olsun ki kayıt düşülmemişken resmiyete!
Bir olduk annen ve baban olarak.
Belki duyarsın diye sana da sır vereyim ilk şiirin titrek satırlarında.
Adın ehli beyt rengi taşıyacak gül kokan yüreklerde.
Ya Ali yada Zeynep…
Gül bebek,
Bugün hiç soru sorma,
Keyfim olabildiğince yerinde bunu da bil.
Yorma anneni diyeceğim; ama sana da kıyılmaz ki,
Bildiğince, kadimden kop da gel…
Özlemle bekliyoruz Rahman a yönelen dualarla.
07.10.2009/Van
Sana geliyorum ey şehir!/Kezer
Sana geliyorum ey şehir!
Avuçlarımda birikmiş hüzünleri serpe serpe,
Bilenmiş gözlerle,
"İntikam belki geç olur; ama asla unutulmaz" diyen sıkılı yumruklarla,
Bir başıma,
Yalın yalnızlık ve kardeş ölümle sana geliyorum ey şehir!
Kaçışsın kan döken asalaklar!
Saklansın muhkem şatolarda şehre matem kusan korkaklar...
Konum belirlesin; gölgesi güneşe perde, sözüm ona koca koca adamlar!
Sana geliyorum ey şehir!
Bir emanet var taşıdığım, bin görev de var bildiğim...
Emanet ehline, görev de yerine tevdi olacak.
Gülüyorum...
Kader bana, ben kadere yaklaştığımda!
Sana geliyorum ey şehir!
Kar düşmeden rahmine ; kelebek olup uçacağım düşlere.
Varsın bilinmesin kavgamız.
Kalsın; metruk yıkık mezar taşında silik bir Kezer...
29.09.209/Van
« Önceki ::