Aşk Anısı /Kezer

2009-06-29 17:14:00


Aşk (S)An(c)ısı /Kezer

Ey sevgili geçenlerde  seni gördüm ilk meraba dediğim yerde.
Senin ardında hüzün bulutları vardı,
Yüzüne dolunayın silik gölgesi düşmüştü.
Sanki yoklukta yol alıyordun milyonlar içinde kendinde uzak bir halde...
Benimse yüreğimde sıkışmışlık,
Avuçlarım içsel fırtınaları belirtir şekilde sıkılı,
Adımların titrek ve tüm sözcükleri kayıp sessiz bir şair portresindeydim.

Sen yine incilere bezenmiş ,
En güzel giysileri bedeninde bütünleştirip yorgun tebessümünle hayata tutunuyordun.
Evet daha dün ellerin ellerimde sokaklarda gezdiğim gibi eşsiz gonca gül.

Ne garip değil mi?
Yıllar sonra göz göze gelip de bir meraba diyememek!
Ki o gün söylenmesi gereken tek kelime içten bir merabadır.
Sonrasında "nasılsın" ve belki üç beş cümle daha.
Ama yok olmuyormuş işte.

Ey sevgili diye başladım şiirin ilk cümlesinde.
Bir merabanın esirgendiği yıllar öncesine ait tertemiz bir sayfaya sevgili demek,
Ne olsa gerek hiç kafa yordun mu sen de?
Çok düşündüm çok da yoruldum .
Benim vardığım sonuç şu:
Birgün sevgili olan düşsel bir gülü, yürek sarayı nakışla işlermiş en narin yere.
Artık aşk ikliminde baki renk olan kelebek bir güzeli "yok saymakla" yok olunmuyormuş!

Ey sevgili,
Meraba sana.
Şiir de kaybolma sakın,
Hepsi bu.
Gecikmiş bir itiraf, içten şiirsel meraba.
Ve bir de mutlu ol ki mavi kartal en yükseklerde hep özgür ola.

Olurda birgün çocuklarımız parkta bizim gibi salıncakta yer kapmaca yaparlarsa,
İşte o gün gözlerimi görmeni istemem.

Tek kelime etmek için kıvranıp durmak.
Aşkın bir  şiiri tek hecenin potasında eritmek bu kadar mı zor olurmuş?
Oluyormuş...

Serin yaz yağmuru tadında,
Yürek sarayında işlenen kırmız nakış naifliğinde,
Zerre karşılıksız hep veren el olan dingin derviş asaletinde,
Sana meraba.

Ne az ne de çok şey.


29.06.2009/Van









0
0
0
Yorum Yaz