BARIŞ /Kezer

2009-09-01 09:57:00
BARIŞ /Kezer

Sessizliğin ürküntü sesin hüzün verdiği bir sınır köyünde.
Hakkari ili Şemdinli ilçesinde.
Başı beyaz yaşmaklı bir kadın kalktı gecenin en koyuluğunda,
Abdest aldı buz gibi sudan,
Kurulamadan acıdan çizgiler düşmüş tenini,
Diz çöktü toprağa,
Nasırlaşmış ellerini açarak duaya durdu dolunayın altında,
Rahman ve Rahim e seslendi, oruçtan çatlamış dudaklarından…
“Ey Allah ım ne zaman kan ölecek bu topraklarda?”

Öte tarafta aynı saatlerde kara ile denizin tek vücut olduğu,
İnci tanesi İzmir ilinde ,
Işıklarla donatılmış mutena Alsancak semtinde,
Huzur sitesinde tek çocuklu bir ailede,
Genç anne ve baba birlikte koca balkondan doğuya baktılar.
Sanki o an askere yolladıkları tek canlarını görür gibi..
Her ikisi de birbirinden habersiz yürekten yakardılar;
“Her şeye gücü yeten Yaratan , ne zaman uğrayacak cennet ülkemize barış?”

Ateşin düştüğü evler!
Oğullarını toprağa teslim eden eller.
Sevgilisini uykuda sayıklayan genç kızlar.
Yetim gül çocuklar.
Suskun yiğit baba yüreği.
Göz pınarları kurumuş kardeşler.
Binler değil milyonlar duaya durdu merhamet ayında.
“Alemlerin Rab bi olan Allah ım ; artık tek gül solmasın mahzun memleketimizde…”

Düşündüm bir an,
Çok şey mi istiyor cennet ülkemin güzel insanları?
Hayır en insani duygular,
En insani dualar,
En insani taleplerdir dile getirilen.
Hülasa;
Kan ve göz yaşı kader olmasa gerek cennet ülkemde.

Yükselsin yetmiş milyondan güç alan ak güvercin.
Hiçbir tedirginlik yaşamadan ulaşsın yedi kat göklere.
Salınsın gökkuşağında çocuk masumiyetinde.
Barış türküsü söylesin eylülde yağan tüm yağmurlar.

Çok yakın esenlik rüzgarı düş dünyamıza.
El vermek lazım çırpınan canlara.
Ya yek vücut olup güneşin çocukları olacağız yeniden,
Ya da bin bir parçaya bölünüp karanlığın oyuncağı...

01.09.2009/Van

0
0
0
Yorum Yaz