Bir cinayet, bir hikaye!/Kezer

2010-10-28 23:45:00


 Bir cinayet, bir hikaye!/Kezer

Bir cinayet işlendi, gündüzünde şehrin tam orta yerinde!
Sonrasında başladı ,
Akla hayale gelmez gariplikler, şöyle ki:
Vurulan yere düştü, kendi sıcak kanını şahit kılarak.
Vuran sağa sola bakmadan, taksi çevirdi ve uzaklaştı, telaşı hiç yanına almadan...
Aniden içe döndü yüzlerce göz!
Annesinin elini tutan bir çocuk "anne yerde yatan amcanın neyi var?" dedi.
Çekiştirdi masum eli ve soruyu, annesi tek kelime etmeden.
Yarım saat sonra, iki yüz metre ötede mesai yapan memur polisler geldi, akşam eve döner gibi.
İndiler birer birer, etrafa seslenerek.
"Ey millet, bileniniz var mı?
Yok mu aranız da tetik çeken eli tarif edecek?
Eşgale zaman ayıracak bir vatandaş lazım bize?"
Ne ses, ne de sessizlik yanıt verdi soğuk ve donuk çağrıya!

Bir saat sonra ambulans, beş saat sonra nöbetçi savcı vardı olay mahalline.
Mahalleli sözleşmişçesine perdeyi sıkı sıkıya çektiler güneşin aydınlık yüzüne...
"Yok sayınca , herşey yok olacakmış" büyüsüne kapılmış gibiydiler.

Sonrasında bir dosya, üç beş klasör.
Faali meçhul.
Beklenen zamanaşımı.
Eli kolu kan damlayan bir katilin sokakların kalbini inciten ayak sesi.
Ve kalın siyah kitaplarda,
Bildik kürsülerde,
Yüksek perdelerde dile getirilen,
Büyük harflerle tekrara ve yalnızlığa düşen, o can acıtıcı cümle:
Yaşasın adalet!
Elbet adalet yaşasın da,
Gündüzün gözbebeğinde yitip giden masum yürek de yaşasın...
Ve kan kokan ruhlar da zincire vurulsun ki adaletin yaşam alanı daim ola...

28.10.2010/Gürün

 

0
0
0
Yorum Yaz