Fildişi Kule Sakinlerine Açık Mektup/Kezer

2011-02-19 14:46:00

 

Fildişi Kule Sakinlerine Açık Mektup/Kezer

 

Eskiden ne güzeldi günleriniz, ey halkı dizayn eden mühendisler!

İki dudak arasında can alıp, can veren yüce varlıklar.

İki kutuplu dünya,

Otoriter ve totaliter ülkeler,

Tek parti,

Sarsılmaz ideoloji,

Can alıcı oklar,

Açık oy, gizli sayım sandıklarınız,

İl başkanı valileriniz,

Memleketi çepe çevre kuşatan militer renkleriniz,

Bin bir rengi bir kalıpta eriten entellektüelleriniz ,

Her şeyi bir şeye bağlayan ilim adamlarınız,

Yüz kırk iki, yüz atmış üç, üç yüz on iki say say bitmez.

Vesair torba maddeleriniz,

Dönemsel suçların zirve yaptığı kapalı ve sıkı günleriniz,

Emir kulu memurlarınız,

Matbu, malum, makul basınınız,

Ülke dışında tanınmaz ve kullanılmaz paranız,

Hakkınızı yemeyelim bir de siyah beyaz dünyanız vardı...

 

Böyle geldi gelmesine de böyle gitmedi bu masal!

Bitti her sonu olan hikaye gibi.

 

İşte ne olduysa ikinci dünya savaşı sonrasında oldu.

Dış güçler,

İşbirlikçi gördüğünüz ötelenmiş millet,

Küresel dalga sizin de kıyılarınıza demokrasiyi,

Hukuk devletini,

Sivil iradeyi,

Evrensel çağdaş ilkeleri getiriverdi.

Artık başkaydı ülke.

Dağdaki çoban aniden eşitlenivermişti akademisyenle.

Olacak iş değildi ama yapacak bir şey de yoktu.

 

Çoklu parti.

Gizli oy açık sayım hakim güvencesi.

Saydam sandık.

Tüm bunlar uzaklaştırdı sizi en muhkem kulelerden.

 

Vazgeçmeniz mümkün değildi güçten,

Son sözü söylemekten,

Buyruğum buyruktan, sarfı nazar etmek ne mümkün!

 

Birşeyler bulunmalıydı, yoksa da var kılınmalıydı tez elden.

Önce irtica hortlandı,

Hay Allah diyenin son sözü "Vay Allah" oldu bu iklimde bir zamanlar.

Sürüldü gayrimüslümler adına varlık vergisi denilen garebetle.

Bir bir döküldü gökkuşağının sevimli çocukları.

O , bu, şu yok!

Tek bir şey var , onu da biz biliriz misali!

 

Polis devleti neymiş gördü sayenizde bu toprağın çocukları.

Al aşağı edildi milli irade.

Dar ağaçları kuruldu , sözüm ona mahkeme sonrasında!

Yassıada da koca bir tarih,

Aziz ve necip bir millet ,

Hakkaniyet yargılandı en adaletsiz kürsüde...

Tek tek ilmik geçirildi yüce milletin narin boynuna ,

En üst perdeden öncesinde yazılıp ,

Söz de sivil mahkemede tekrar edilen gerekçesiz gerekçeli karar eşliğinde!

Sonrası tufan!

O hengamede çoban ahmet, kapıcı mehmet, esnaf ali derdest edildi,

Milleti var kılan binlerce yıllık kültür, örf ve adet yok sayıldı en üst katlarda,

 

O yasak, bu olmaz, şunu asla aklında geçirme..

Önce öcü geliyor dendi,

Gel gör ki gören olmadı, duyan da çıkmadı.

Çok sonbaharlar görüldü fakat değişen sadece takvim yaprağı.

Belki bu yaza olur inanmadığınız duanız.

İşbu kez böcü gelecek dendi, ondan da ses seda yok!

 

Korkunun korunaklı barınaklarında gece demeden,

Gündüzü görmeden,

Güneşi örtüverdiniz en siyah kalemlerinizle!

Dolunayı mum ışığı gölgesinde saklamak ancak sizin aklınıza gelirdi!

Ona da şahit onca hukuksuzluğu gören yürekten bakan gözler.

Ancak unuttuğunuz,

Asla kavrayamayacağınız bir şey var.

Feraset...

Ve kadim adalet!

 

Dün düğünde kaldı, yarınlar daha da aydınlığa gebe.

Yeryüzünün tüm halkları, sözü de gördü, kendi gücünü de!

Söz de,

Karar da,

Hakem de,

Güç de,

Kalem de millet artık.

 

Usandık didaktik,

Epik ,

Statik,

Tekrara düşen klişe tümcelerinizden!

Çocuklara masum dur masallarından,

Faydası yok ama demeden olmaz!

Sanal ve kurgulanmış öcülerden de,

Oyuncak ettiğiniz similasyon korku dağlarından da,

Varlığına inanmadığınız dikta benzeri yüksek fikirlerinizde de bıktık!

 

19.02.2011/Gürün

 

0
0
0
Yorum Yaz