GECE VE GÜNDÜZ

2006-03-07 14:44:00

 

GECE VE GÜNDÜZ

 

 

Tabiat bize “bizi” anlatır,durur.İyi bir gözlemci ve okur tabiatı doğru okur ve yorumlarsa; gündelik iş ve işlemlerinde elindeki güçlü verilerle (tabiat deney ve gözlemleri) hareket eder ve sonuçta yaşam sürecinde daha az yara-bereyle vaziyeti kurtarır.Tabiatı doğru ve yerinde okuma kişiyi mutlu eder... Yanlış ve eksik okuma da kişiyi sıkıntı ve kargaşaya sevk eder. Düşünsel sorunlarına tabiatta yanıt buldukça;tabiata daha bir sıkı sarılır ve düşüncelerini elemine etme fırsatı yakalar.

 

Gece ve gündüz oluşumu dünya var olduğundan beri süregelen basit bir tabiat olayıdır.Gece ve gündüz maddi alanda “aydınlık ve karanlık” olarak görülür. Teşbihte hata olmaz;hatasız teşbih olmaz. Tabiat ile, tabiatı doğru algılama ve yorumlama yetisine ve yeteneğine sahip “insan” arasında, birebir benzerlik olduğunu düşünüyorum. İnsanın oluşumunu bir nevi tabiatın eti kemiğe bürünmüş hali olarak da görmek mümkündür. İnsanı oluşturan bir kısım elementlerin tabiatta var olması da tesadüf değildir! Tabiat/doğa büyük bir denge içerisindedir ve o şaşmaz denge “dışardan” müdahale edilmedikçe de bozulmayacak şekilde ayarlanmıştır!Dışardan yapılan her türlü müdahale de tabiatın ahengini bozduğundan “zincirleme felaketler” ardı sıra oluşacaktır!Somut olarak bugün “ozon tabakası ve buzulların erimesi” tabiatın kendi dengesinde bugün oluşacak oluşumlar değildir!

 

Tabiatta/dünyada gece ve gündüz her an ardı sıra oluşmaktadır.Gecenin içinde gündüz; gündüzün içinde gece saklıdır!Gece ve gündüz bir paranın iki yüzü gibidir.Tabiatı hep gece yada hep gündüz olarak yaşamak mümkün değildir.Gece ve gündüz bize (kanaatimce); iyilik ve kötülük –güzel ve çirkin,doğru ve yanlış,günah ve sevap vs... olarak gözükmektedir!  Her insan doğuşta günahsız/sevapsız “tertemiz” bir defterle doğar!Kendi defterini kendi karalar! İnsanoğlu yaradılış gereği de hem iyiye-hem kötüye;hem doğruya-hem yanlışa;hem güzele-hem çirkine vs...gitme eğilimi vardır! İnsanoğlu doğuştan getirmiş olduğu/DNA kodlarında var olan “özü” yitirmediği/kirletmediği/dezenformasyona uğratmadığı sürece “kendi ekseninde” ve yörüngesinde sapmadan dönecektir!İnsanoğlu doğuştan aldığı “özü” kirlettiği/başkalaştırdığı/yok ettiği andan itibaren de kendi ekseninde ve bilinen yörüngeden hızla sapacağından;gece ve gündüzü hepten karışacaktır!Kimi zaman altı ay karanlıkta kalacak;kimi zaman altı ay çöl sıcağı altında bir damla su arayacak;kimi zaman ise aylarca güneşe hasret kalacaktır!

 

Gece ve gündüz bize çalışma ve dinlenmeyi de ifade eder.Tabiatın doğal dengesinde hep gündüz çalışılmış,geceyse dinlenilmiştir.Modern insan tabiatın kendisine yetmeyeceğini ileri sürerek tabiattan istediğini zorla alabilme gayretine girmiştir.Sürekli gece çalışan bir insanın doğal kimyası belli bir aşamadan sonra bozulur.

 

Gece kavramı hep ürküntü ve karanlık olarak zihnimize yerleşmiştir.Geceyi aydınlatma çabasına giren modern insan bir nevi kendi ürküntüsü ve korkusunu yenmek istemiştir! Geceyi kendi eliyle aydınlatan bir düşüncenin; gündüzün kendi elinden çekip alınmasına ses çıkarmaması düşündürücüdür!Bu çağın insanı bilgiye en yakın fakat bilgiye en isteksiz kişilerin çoğunlukta olduğu bir çağdır!Bugün her türlü hata/kabahat/suç olabildiğince belirlenmiş,tespit edilmiş ve ilan edilmiştir.Elimizde olan güzellikleri/iyilikleri/gündüzü doyasıya yaşamadan ; gecemizi de aydınlatmak için harcamamız,ne gündüzümüze ne de gecemize fayda verecektir.Yaşamı doğal ve duru seyrine bırakalım.Gündüz günahlarla haşır-neşir olup;geceyse günahlarımıza tövbe edip;özeleştiri yapalım.!Var olduğumuz müddetçe “hatamız” peşimizi bırakmayacaktır.Hatasızlık imkansızlıktır!On iki ay gündüzü yaşamak bir başka şekilde bünyeyi tahrip etmektir...

 

Her insanın gecesi ve gündüzü vardır.Kendi doğal seyrinde gece-gündüz oluşumu devam ediyorsa sorun da olmaz!Fakat dışardan müdahale olursa gece ve gündüz oluşumu arasındaki denge bozulur!Bozulan denge de hep aleyhe işler.Sürekli geceyi yaşayan,aydınlığa hasret bir yürek “et parçası” derekesine düşmekten kendini alıkoyamayacaktır!

 

Tam burada peki “Çözüm ne diye?” bir soru sorulacak olursa; Çözüm tabiatı kendi kitabıyla okumaktır!Tabiat kitabında bizce yanlış/hata gibi görülen problemlerin aslında kendi yetersizliğimizin bir yansıması olduğunun farkına varalım...  Çözüm “denge ve ahenktir”! Çözüm “özü” yitirmemedir!Çözüm tabiatla içselleşmektir!Çözüm sorunu doğru okuyup; soruna doğru çözüm sunmaktır!

 

Gece ve gündüzünüz düşleriniz kadar “renkli” olsun...7.3.2006

 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz