Güven Park/Kezer

2009-05-01 11:46:00

 

Güven Park /Kezer

 

 

Aylardan nisan,

Marta uzak, mayısa yakın gün.

Yer: Ankara Güven Park.

 

Girişe yakın yerde,

Buharı üstünde dört gevrek bir lira.

Sıkılmış taze portakal suyu da.

Küçük su elli kuruş.

Ve büfede günlük gazeteler.

 

Bir gazete

Dört simit,portakal suyu ve bir de küçük su alıyorum.

Hepsi iki küçük poşet.

Yürüyorum parkın kalbine tüm yalnızlığımla.

 

Termosta ağız yakan çay pet bardakta yetmiş beş kuruş.

Çantamda var bozukluklar.

Demli tarafından diyorum oysa burada çay da tek tip.

Gülüyorum ifademe içten içe…

 

Köşe kapmaca tüm banklar.

Ne de olsa bedava.

İş çıkışı saatleri.

Güneş ve güzel  gören yerler fena da olmuyor ha…

 

Süzüyorum etrafı göz ucuyla.

Hoş bir sığınak adeta.

Genç ve parasız aşıklara sıcak bir liman.

“Peki benim işim ne?” diyorum biran kendi kendime.

"Umudu diri tutmak" diyor; gaipten bir ses bir kuşun ötüşünde.

 

Kıkır kıkır üniformasında liseli çocuklar.

Heykelde poz veren gerçeklikten uzak donuk yüzler.

Kuşlar ve kumrular ekmek kavgasındalar.

Bir kızı boynundan öpüyor genç bir çocuk, mekandan oldukça kopuk.

Öpen kim, öpülen kim işte orası pek de belli değil.
Kazan kazan durumu, yani yağmurla arkadaşlık.
 

Bir adam üst baş dökük.

Elinde cep telefonu.

Yüksek sesle, canlı yayın misali kavga edercesine konuşuyor.

Boşanma davası varmış.

Bir vekili aramış.

Çözülecekmiş işi güya…

Hukuktan bihaber olsam belki derim de…

 

Sıcak çay,

Gevrek simit,

Portakal suyu,

Gazete,

Ve küçük su bitiyor…

 

İlerde Yargıtay, sabah duruşması biten dosyam var.

Gidip bakıyorum listeye.

Düzelterek onama.

Zarar yok, olan biten de .

Kâr deseniz eh işte…

 

Dönüş yolunda, zoraki kucağıma papatya koyuyor iri siyah gözlü çingene.

Beş lira diyor.

Şaşkınlık üzerimde.

On lira veriyorum, biranda kayboluyor satıcı.

Hafiften yanağımı okşuyor serin yağmur.

 

Metroya biniyorum.

Daha Batı Kente gidilecek yol oldukça uzun.

Ne olduysa düşsel perinin kaybolduğum gözlerinde oluyor.

Batı-doğu; güney-kuzey tüm ana ve ara yönler yok oluyor aniden…

 

Uçakta bulutların üstünde yol alırken hatırlıyorum ara ara…

Mutluluk ve hüzün kaplıyor tüm bedenimi.

Sözüm söz, papatyaları mahcup eden küçük kelebek.

Bir sonraki duruşmada, Güven Parkta.


Yirmi altı,
Beş,
İkibin,
Dokuz,
Çikolata ve serin rüzgar...

 

28.04.2009-01.05.2009/Ankara-Van

 

0
0
0
Yorum Yaz