Jerico KEZRUS ile Röportaj /KEZER

2009-05-22 19:57:00
Jerico KEZRUS ile Röportaj /KEZER


Aşağıdaki iki paragraflık cümle Jerico Kezrus un HUKUK VE AÇMAZ kitabından röportaj için yapılan bir alıntıdır.

“Açmazları açarak gün ışığının ışıltısını yüreklere ve vicdanlara nakşeden hukukun kendisi açmaz olarak görev yüklenmişse yada toplumsal algılamada hukuk “açmaz” olarak görülüyorsa , çıkmaz sokakları gösteren yol işaretlerinin pek de dikkate alınmayacağı aşikardır!

Hukukun “açmazları” açabilmesi için olabildiğince saf, berrak, saydam , duru, objektif, eşitlikçi, özgürlükçü, bireyselliği destekleyen argümanlarla güçlendirilmiş; kapsama alanı ve gücü tüm yurdu içine alacak boyutta olmalıdır. Hukukun adalet pınarından gelen kaynağı ve mecrası köreltilmiş yada saflığı ve asıllığı zedeleyecek dışsal ve içsel müdahaleler varsa , o hukuk pınarından içilen su yürekleri soğutmaz, özgürlükleri de yeşertemez.”


Demokratik Kongo Halk Cumhuriyetinin yurt dışına sürgün edilen , baskıcı yönetime muhalif olan ve muhalefetini gerek düşünsel platformlarda gerekse kurucusu olduğu ÖZGÜR BİREY PARTİSİNİ (ÖZBİP) kuran Jerico Kezrus ile gazetemiz ÖZGÜR GÜNCE muhabiri ALİ VELİ tarafından yapılan sanal röportaj.

AV- Sayın Kezrus bildiğimiz kadarıyla asıl mesleğiniz avukatlık. ÖZGÜR BİREY PARTİSİNİ (ÖZDİP) kurarak siyasi hayata atılmanız ile birlikte hem partiniz kapatıldı, hem kitaplarınız toplatıldı, hem de uzunca bir süre hapis yattınız! Dışarıdan bakıldığı zaman HUKUK güneşi sizi hukuksuzluklara karşı kuşatıp kucaklayacağına ; sizi çöl sıcağında kasıp kavurmuş. DEMOKRATİK KONGO CUMHURİYETİNDE hukuk nereye düşer? Neye tekabül eder? Kısaca ülke hukukunda bahseder misiniz?

JK- Sorunuzdan bana karşı güpegündüz yapılan hukuksuzluklardan haberdar olduğunuz anlaşılmaktadır. Hala adı geçtiğinde buram buram gözümde tüten cennet ülkemde muhalif olan, farklı düşünen, aykırı ve ayrık görüş ileri süren tüm bireylerin geçmiş ve geleceği biranda ters yüz edilebilmektedir. Yıllardır suç olmayan kimi eylem ve söylemler biranda SUÇ OLARAK görülebilmekte ve YARGI da bu süreçte jakoben, baskıcı, totaliter, üçüncü dünya yönetimini benimseyen sistemin elinde bir SUSTURUCU olarak işlev görebilmektedir. Yıllardır suç olamayan bir eylem ve söylemin yüksek makamların dikkat çekmesiyle aniden suç oluyorsa ben buna MEVSİMSEL SUÇ VE SABİTESİ BELİRSİZ YARGI diyorum. Siyasete atılmazdan evvelde günlük bir gazetede zaman zaman politik yazılar yazıyordum. Ancak siyasete atıldıktan sonra EMİR KOMUTA ZİNCİRİ çerçevesinde yapılan suç duyuruları sonrasında eski yazılarımda hukukun dışına çıkılarak, hukuk yok sayılarak YENİ YENİ İMALARLA, NİYET OKUMALARLA suçlar İHDAS edildi, ardından derdest ve zor günler.
Ülkemde yapılan hukuksuzluklar ki bunların başında DARBELER gelmektedir. Tüm darbelerde sus pus olan hatta ve hatta darbesi generallerin önünde hazır ol vaziyette FİKİRSEL GÜÇ VEREN ülkemin kimi rektörleri ve kimi yargıçlarını gördüğüm gün “HER DARBECİ HUKUKU ASKIYA ALDIĞI GİBİ hukukçuyu da hizaya getirirmiş” diye düşünmüştüm. Haklı olduğumu çok acı bir şekilde yaşadım. Gördüm.
Ülke hukukumuza kağıt üzerinde baktığımızda oldukça çağdaş ve ileri bir hukuk olduğu görülecektir. Ancak yazıya dökülen yasaların sesi ADALET SARAYLARINDAN pek duyulmaz.
Ben size sorarım sizin ülkenizde BRİFİNG ALMAK İÇİN TALEPTE BULUNAN bir yargı var mıdır? BRİFİNGLERE yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığını olmadığının algılanacağını bile bile brifinglere giden yargıçlar sizin ülkenizde var mıdır?
AV- İnanamıyorum! Brifing alan yargı mı yargıç mı? Ne yani ülkenizde yapılan onca değişik tür ve içerikteki darbelere HUKUK hiç mi hiç ses çıkarmadı?

JK Maalesef. O kadar darbe oldu hafızamı yokluyorum DARBE SONRASI istifa eden , demokratik tepkisini ortaya koyan bir yargıç hatırlamıyorum.

AV- Çok ilginç. Peki yurttaşlar yargıya/yargıça/hukuka “HUKUKSUZLUĞA karşı çıkın, görevinizi yapın, hukukun sesini karanlık gecelerde boğmayın!” demediler mi?

JK- Yurttaşlar taleplerini açık ve gizli bir şekilde ifade etti. Ancak yurttaşların sesi de duyulmadı. Hatta birçok yurttaş da darbe sürecinde ve sonrasında HUKUKSUZLUKLARLA yüz göz oldu.

AV- Sayın Kezrus siz aynı zamanda avukatsınız , tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiş bir mahkemede yargılandığınız süreçte neler hissettiniz? Tamamen masum olsanız da brifing alan bir yargıda CEZASIZ çıkılmayacağını az çok tahmin etmişsinizdir. Siz yargılanırken kendinizi nasıl savundunuz?

JK- Avukatlık hayatımın en zor günleriydi. Utanç duyduğum süreçti. Hukuk adına üzerinde ant içtiğim meslek adına utanç duyduğum yargılama süreciydi. İlk soruşturma çağrı kağıdını aldığım gün işin sonunda E-F-G tipi cezaevlerinde uzun süreli misafir edileceğimi anlamıştım. Maalesef haklı da çıktım. Ben yargılama sürecinde avukat tutmadım. Suçlamalar nedeniyle savunma da yapmadım. Üzerimde tek toz yokken savunma yapacak olsaydım DARBE MEMURLARINA meşruiyet bahşedecektim. Onlara o sıcaklığı ve zevki tattırmadım. Yok saydım tüm suçlamaları ve YARGILANMASI GEREKEN YARGIYI. ANAYASAL DÜZENİN KALDIRILMASINA göz yumanların ses çıkarmayanların TABİ HUKUK-ÖZGÜR BİREY-DEMOKRATİK EVSENSEL HAK-SİVİLLEŞME –EŞİTLİK VE ÇAĞDAŞLIK diyen birini yargılayanları YARGILAMA MAKAMLARINDA göremezdim. Hiçbir suçlamaya tek kelime hukuksal savunma vermedim. Sokratesin savunmasını da yapmış değilim.
Yargılama sürecinde beni yargılayan yargıçlara özetle şunları söyledim.

Toplumsal sözleşmeyle tespit ve tescil edilen sistemi SİLAH ZORUYLA YADA BÜROKRATİK hokkabazlıklarla ele geçiren her oluşuma her yurttaşın bireysel direnme hakkı vardır . Bu hak yaşam hakkı gibi doğuştan gelir ve toplumsal sözleşmenin de özünde olduğu sözleşme taraflarınca belirlenmiştir.
YASAL SİSTEMİN yasadışı bir şekilde el değiştirmesi sonrasında her birey YASAL SİSTEMİ VE YASAYI hukuksuzluklara kapı aralayanlardan talep etme hakkına sahiptir. Hukukun özüne uygun ve örtüşen taleplerin dile getirilmemesidir asıl suç olan.
SİSTEMİN yasa dışı bir şekilde el değiştirmesi sonrasında MEŞRUİYET yok olduğundan , yasadışı güçlerin tüm zorbalıklarında kullandıkları her türlü işlem-eylem-yönetim-oluşum-güç kullanma da GAYRİ MEŞRUDUR. İŞGALCİLERİN hukuku olmaz ve işgalcilerin hukuk dağıtması da garabetin ta kendisidir. Bir garabetin ortasında dolgu malzemesi olmak ve meşru bir işlem yapılıyor gibi savunma yapmak İŞGALCİLERİN safında yer almaktır.
Evrensel hukukun tüm ilkelerinin çiğnendiği bir yerde hukuk olmayacağından hukuksal bir parametre olan savunmanın yapılacak olması evrensel hukuka hakarettir. Benzer bir durum IRAK da gerçekleşti. İŞGALCİLERİN KUKLA MAHKEMESİNDE DEVRİK DEVLET BAŞKANI TİYATRAL bir şekilde yargılandı ve KATLEDİLDİ. Irak Devrik Başkanı kendi ülkesinin özgür yargıçları tarafından yargılansaydı belki yine idam kararı verilirdi; ama İŞGALCİLERİN güya yargılama müsameresi hukukun YÜZ KARASI bir durumuydu. O günde yargılama makamında olanların yargılama sürecinin ta başında kendilerine verilen EMRİN dışına çıkamayacaklarını kendileri çok iyi biliyorlardı.
Yargının yargılama gücü, hakkı ve yetkisi TOPLUMSAL SÖZLEŞMENİN belirlendiği ve tespit edildiği SİSTEMİN YASAL ZEMİNDE kaldığı sürece vardır. YASA DIŞI bir şekilde SİSTEMİN ELE GEÇİRİLMESİ halindeyse ele geçirilen ve emir komuta zinciri çerçevesinde ideolojik hareket eden bir yargının yargılama hak ve yetkisi yoktur!

****

devam edecek...

0
0
0
Yorum Yaz