Linç Kültürü/Kezer

2011-01-24 21:36:00

Linç Kültürü/Kezer


Bizden biri, olur da bizim aleyhimize konuşursa vay onun haline!
Kırmızıdan boya sürünür yedi ceddine,
Ne Ermeni, ne Yahudi , ne de Çingene kökeni kalır bir anda.
Çıkar bir köşeden araştırmacı sadık bir kalem , atar toplum önüne üç beş kitap.
Sonrasında;
"Ey ahali kulak verdiğiniz bu adam varya işte bu adam!
Öyle böyle değil ha!
Şöyle yaklaşın da aydınlanıverin siz de,
Hep karanlıkta kalmayın.
Geleceğiniz içinde, adını ağzınıza almayın bu lanetli adamın adını..."

Üç aşağı beş yukarı, ben diyeyim iki yüz elli, siz diyin yüz kırk dokuz yıl üç ay beş gün.
Hep aynı nakarat.
Tas da hamam da tarihser eser artık.
Değişmez linç kültüründe retorik.
En üst perdeden söylemler ve de söylevler alabildiğince;
Sıradan,
Kafadan,
Nobran,
Matbu,
Malum,
Yüzey ve düzeyden yoksun iğreti çığırtkan türkü.

Gün olur ,bir işaret yeter ürkek bir güvercinin yüreğindeki ateşi almaya...
An gelir onlarca yıl komşuluk hukuku tuz buz olur kaotik iklimde.
İçimizdeki saklı vandal adam dev olup sokakları zaptu rap altına alır.
Herkes mahallenin bekçisi,
Bu evrede bildik devrede,
Kurşun asker şablonunda ipotek edilmiş beyinlere zerk edilir ölüm kusan sloganlar.
En son yurda gelen sahibi kesilir yurdun.
Rütbesiz siviller "hani bana haini bana der?!"
Onlara da dağıtılır apoletler,
Makamlar,
Köşeler,
Mal ve mülk...

En günahsıza en günahkar ilk taşı attığı gündür linç erlerinin doğum ve bayram günü.
O gün bugün zaman zaman yeşerir her iklimde her dilimde her toprakta linç kültürü.
Özetle diyorum ki; bu yol açmaz.
Çıkmaz sokakların bizi götürdüğü diyarda da hayır yok.


24.01.2010/Gürün
 

0
0
0
Yorum Yaz