MAKALE GÜNCESİNDEN /Kendine kendine sesli düşünüşler II/Kezer

2008-02-13 09:19:00

MAKALE GÜNCESİNDEN /Kendine kendine sesli düşünüşler II/Kezer




Fiziksel alanla metafiziksel alanın aynı anda görünür ve billurlaşmış hali bizatihi insanın kendisidir. Kabaca beden fizik; ruh metafiziktir diyebiliriz. Burada beden ile ruh arasında özünde bir çatışma ve birbirini yok etme yoktur. Asıl birbirini tamamlama ve birbirini anlama vardır. Bedeni veya ruhu yok saydığımızda geriye kalan “eksik insandan” var oluş amacına uygun hareket ve sonuç bekleyemeyiz.

Ruh ile beden arasındaki “mutlak uyumun” farkında olamayan gözler ruhu veya bedeni ön plana çıkararak “uyumsuzluktan kaynaklanan” çatışma ve sıkıntıları gidermek istemişlerdir. Oysa her hücresinde ve her noktasında “mutlak uyumun” olduğu kusursuz bir donanımı parçalayıp özde var olan elbiseyi sıyırıp üzerine iğreti ve kaba bir yapay elbise giydirmek sorunu çömez tam aksine var olan sorunların aritmetik olarak hızla artmasına sebebiyet verir.

Günümüz teknolojik ve sağlık alanında hızlı bir şekilde ivme kazanmış gelişmelerine baktığımızda bedensel alanda yapılan kimi müdahalelerin ruhsal alana dokunulmadığını göstermektedir. Yukarda bedenle ruh arasındaki “mutlak uyumun” varlığını belirtip burada da bedensel alanda yapılan müdahalenin ruhsal alanda yansımasının olmadığını ifade etmek çelişki gibi görülebilir. Oysa çelişki yoktur. Her hücrede ve her noktada olan “mutlak uyum” derken bedenin her zerresinde adeta kılcal damarlarda gezinen bir ruhtan bahsetmiş değilim. İnsan bedeninin bir bütün olarak göremediğimiz bazı fizik adamlarınca 21 gram olarak spesifik hale getirmek istedikleri ruhun bir gölgesi olarak görmek çelişkinin somutlaşarak izalesine yarar sağlayacağı düşüncesindeyim.

Somut bedenin her zerresi ve her noktasında ruhun gezindiğini ifade etmiş ve görüşümüzü “mutlak doğru” kabul etmiş olsak; bedensel engelli olanların veya organ naklini aran veya verenlerin ruhsal /metafiziksel anlamda bir eksiklik-fazlalık veya kargaşa yaşayacaklarını iddia etmek olur ki böyle bir durum yoktur. Bugün kalp naklinin mümkün olduğu yarınlarda beyin naklinin gerçekleşeceği bir zamanda yaşıyor oluşumuz tespitimizi güçlendirmektedir.

Doğuştan ama olanların rüyalarında da gündüz halleri gibi “bir görüntüyle” karşılaşıyor olmaları da fiziksel ve metafiziksel alanın bir biriyle uyumlu olduğuna açık bir işarettir. Gören göz sadece bir et parçası olmuş olsaydı ama olanın en azından rüya aleminde ama olmayanlarla eşitlenmesi gerekirdi.

Cesedin sonlu ruhun ilk bakışta sonsuz oluşu büyük bir çelişkinin ve açmazın başlangıcı mı yoksa “insan denilen olgunun” donanımsal olarak düşünülenden de öte kusursuz ve güçlü oluşuna dair bir delil mi? Baktığımız veya bakamadığımız pencerelere göre gördüğümüz veya göremediğimiz resimler ve renkler değişir! Sonlu olanın gözünde değişir olan resim ve renklerin asıl halinde hiçbir değişiklik olmadığını fiziksel anlamda tespit çabası içine girmek gerekmez.

Kainatı gözlerinde gören ve kalbine alemi sığdıran bir insanın a dan z ye hangi şekilde ve nasıl hareket edeceğini ifade etmek ve buna ilişkin katı-somut-statik kurallar koymanın metafiziksel anlamda işlenen cinayet değil midir? Somut cinayeti ihbar edip zanlıların adalet karşısına çıkarılması ve hak edilen cezayla cezalandırılması toplumsal vicdanı teksi ettiği açıktır. Soyut cinayetlerin yoğunlukta ve sistematik olarak işlendiği bir iklimde cinayetlerin varlığını bilmeyen kendine ve doğasına yabancılaşmış yaşayan nefeslerden mürekkep bir topluluğun toplumsal vicdanında yaşadığı travmaların ve içsel çatışmaların gündelik yaşamlarımıza hiç etkisinin ve yansımasının olmayacağını ifade etmek bütünsel görünümdeki “mutlak uyumu” göz ardı etmek olur ki o da başka bir sakınılası alandır!



Devam eder mi? Bilmiyorum!
 

0
0
0
Yorum Yaz