MAKALE GÜNCESİNDEN /SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜŞÜNCE İKLİMİ/KEZER

2008-07-07 16:29:00
MAKALE GÜNCESİNDEN /SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜŞÜNCE İKLİMİ/KEZER


Bulunduğuğumuz çağ ve zaman süreci dünyanın yorgun, bitkin ve yolun sonunun görüldüğü , çıkmaz sokaklarda arayış ve kavrayışların araştırıldığı bir zaman dilimidir. Ozon tabakasının büyüklüğü, küresel iklimde anlaşılmaz ve öngörülmez değişiklik, iklimlerin asimetrik bir görünüm içinde olması, susuzluk, deli dana kabusu, hormon dünyasının çocuk kadınları ve erkekleri vs... dikkate alındığında TEHLİKE ÇANLARI çalmaktadır. Organik tarıma geçiş talepleri ve teşvikleri tabiatın dengesiyle uyum içinde olma çabasının değişik bir versiyonu ve çabasıdır.

Bugün sürdürülebilir üretim ve tüketim araçlarının Kyoto Sözleşmesiyle iyice gündeme gelmesi tehlike çanının kulağımızın dibinde çalınıyor olmasındandır. Lafı buradan düşünce iklimine bağlamak istiyorum.

SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜŞÜNCE İKLİMİ NEDİR: Sürdürülebilir düşünce tabiatla uyumlu, evrensel temel ilkelerle örtüşen, tüm zamanları ve tüm mekanları kuşatan ve kucaklayan, her zaman değişime ve gelişmeye, genişlemeye açık, özgürlükçü, eleştiri kültürünün olmazsa olmaz olduğu, bireysel ve insani gereksinimleri merkezine alan, barışçıl, demokratik ve çerçevesi tabi hukukla belirlenmiş bir düşünce sistemidir. İdeoloji değildir. Sloganlardan uzak, eleştiri ve tartışmaya açık bir düşünsel birikimdir.

Sürdürülebilir düşüncenin en büyük özelliği açık-eleştirilel-anlaşılır-tartışan-konuşan - özgür bir toplum inşa etmesidir. Sürdürülebilir düşünce ile ekonomi arasında da doğru orantılı bir ilişki vardır. Libarel eksenlidir. Küresel dünya ile uyumlu , karşılıklı etkileşim içindedir.

Sürdürülebilir düşüncenin hakim ve baskın renk olduğu tüm devlet sistemlerinde hukuk çıkmazları işaret eden, durumdan vazife çıkaran, kendisinden siyasete ve toplumsal sözleşmeye yön vermesi beklenen baskın ve etken bir figür değildir. Burada hukuk evrensel hukukla uyumlu, her an gelişime ve açıklığa kapı aralayan, özgürlükçü ve demokrat eksenli bir hukuktur. Burada hukukun tek asli vazifesi TABİ HUKUKU BULMAK ve adaleti sağlamaktır.

Sürdürülebilir düşünce ikliminde uzaklaşan her toplum ve her sistem zamanla muhafazakarlaşarak içine kapanır ve dünya ile irtibatını keser. Bu gibi toplum ve sistemlerde eleştiri kendine yer bulamaz. Niyet okumalarda yola çıkan ve her muhalif düşünceyi yok eden, ötekileyen, etiketlendiren, afişe eden, toplum polisleri ve toplum mühendisleri olduğundan kaotik ve kaos günleri eksik olmaz. Sistem sürdürülebilir olmayınca sık sık tıkanır. Tıkanan sistem usulüne göre değil de maslahata/yüce gayelere göre değiştirildiğinden iyice ucube ve anlaşılmaz bir BİZE ÖZGÜ ile karşı karşıya kalırız. Korku ise olmazsa olmazdır. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek , sopaya havuç bağlamak, ipte cambaz oynatmak klasik ve bayat numaralardır.

Nasıl ki hormonlanmış, genetik kodları oynanmış, kimyasal maddelerle iç içe geçen bir yaşamda doğrudan doğruya sağlığımız etkileniyor, çocuk kadınlar ve erkekler oluşuyor, hilkat garibesi doğumlar vakayı adiyeden oluyorsa; genetik ve DNA kodları sıklıkla değiştirilen/değiştirilmiş, evrensel değerlerin BİZE ÖZGÜ MASALI ile başkalaştırıldığı-eksiltildiği-yok sayıldığı, düşünce ikliminin ve eleştirinin yer yer VATANA İHANET suçlamasına maruz kaldığı, korkunun ve korkulukların kol gezdiği, hukukun TABİ HUKUKU İKİNCİ PLANA bıraktığı, üniversitelerin ayrı düşünceyi içselleştirmekten zorlandığı SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMAYAN düşünce ikliminin de DÜŞÜNCE DÜNYAMIZDA patolojik ve giderilemez derecede hasarlara yol açtığı da aşikardır...

Bedensel sağlımıza nasıl dikkat ediyorsak düşünsel sağlığımıza da dikkat etmemiz gerekmez mi? SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜŞÜNCE iklimi bir lüks değildir...

Saygılar...

Not: Yazı aceleye gelmiştir... Kopukluktan, anlam kaymasından dolayı şimdiden özür...

0
0
0
Yorum Yaz