MAKALE GÜNCESİNDEN TARAF OLMAK V/KEZER

2008-06-25 17:34:00

MAKALE GÜNCESİNDEN TARAF OLMAK V/KEZER

 

 

 

“Taraf olmanın yanlış olduğunu bilen ve bile bile bir yargı veya yargıç niçin taraf olur veya öyle görünüm sergiler?” konusunu işlemeye-yazmaya  çalışacağım…

 

Konu ve yazı başlığı içerik bakımından “çelişik ve ironik” bir görüntü sergilediğini itiraf etmek gerekir. Sancılı bir alanda ve süreçte haliyle bolca “çelişik ve ironik” nesne’lliklerle karşılaşıyor olmamızın doğal bir sonucu da diyebiliriz.

 

İmdi böylesine içerik olarak “derin” görüntü olarak “sığ”  kavramsal anlamda “çelişik ve ironik” bir saptamayı nasıl yerli yerine oturtur ve konuyu nasıl aşikar kılarız, doğrusunu isterseniz ben de bilmiyorum. Bir ara ifade ve itiraf etmiştim. Benimkisi “sesli düşünüş” diyerek yazı alanımın çapını ve kapsam alanının sınırsız tutarak kendime geniş bir hareket alanı seçtim. Yine de bu geniş ufuklarda yerimin dar olduğunu görüyorum. Her neyse…

 

Geniş ve tabi bir başka perspektiften bakıldığında görülen ; “Yanlışı bilip yanlışta ısrar etmek” aslında insanoğlunun doğasında olan tabi bir durumdur!  Nasıl ki tüm beşeri ve ilahi dinler insanoğluna “kopya” vererek yanlışı bildirip, doğru kapıyı işaret ederler ve insanoğlu yine yanlışa “bile bile” meyledebilir. Ademin çocukları hep yanlışta olacaktır ; ancak asıl önemlisi olan yanlışın farkına varınca hakikata ricat/dönmek/sığınmak etmektir.  Burada irdelense “yanlışta” devam eden bir resmin analizidir.

 

Teşbihte hata olmaz hatasız teşbih olmaz kaidesinden hareketle, “yanlışta ısrar etmek” ile “yasak aşk” arasında da birebir ilinti ve benzerlik vardır. Şöyle ki; tüm beşeri, ilahi dinler ile ideolojilerde “aşk ve aşkın”  hal “kutsal-normal-övülen” bir eylemlilik olarak görülmüştür. İşte yasakta giden biri yanlışının izale edilmesini, yanlışının bir anlamda tolere edilmesini ve arada kaynamasını “yasak’ın sonuna aşkı” ekleyerek kendince içsel ve dışsal anlamda kurtulmak ve sıyırmak ister. Elbette ki kutsiyet kirlilik ve yanlışı barındırmaz. Dünya tarihinde beyazın içinde yüzen siyah noktaların gizleneceği bir dalga var olmamıştır…. Bu bağlamda taraf olmanın –taraf durmanın-taraf görünmenin “yanlış olduğunu bile bile” hareket eden bir yargı yanlışını “kutsal-yüce-ulvi- ali menfaat” gibi “dokunulmaz-eleştirilmez-sorgulanmaz” bir zırh içine koyarak yanlışının  izale edildiğini düşünmekte ve hatta yer yer yanlışta ezel ve ebet doğru neşet edebileceğini dahi düşünebilmektedir.   Böyle bir yaklaşım ve bakışın evrensel normlarla ve düşünce sistemleriyle örtüşmediği her türlü açıklamadan varestedir. Geçelim…

 

Oysa yargının tek görevi SAF TABİ ADALET VE HUKUKTUR. Saf tabi adalet ve hukuksa dosyada var olan delillerle sınırlıdır ve dosya dışına çıkıldığı an SAF TABİ ADALET VE HUKUK artık zedelenmiştir, eksiktir ve var olan da artık bambaşka bir şeydir. Bu bağlamda yargı “ali menfaatleri” değil de “adi menfaatleri” yani sıradan-basit bir başka anlatımla dosya kapsamıyla ve taraflarıyla çerçeve ve sınırı çizilmiş “adi menfaati” bir cerrah titizliğinde, bir derviş rikkatinde, bir feylesof septiğinde, bir bilge didaktiğinde , bir şair düşselliğinde, bir aşık yakınlığında , bir dedektif merceğinde arayarak “SAF TABİ ADALET VE HUKUKU” bulmalıdır. SAF TABİ ADALET VE HUKUK çok kıskançtır ve asla kabul etmediği ise TARAFLI bir gözdür…

 

 

Yargı çelişik ve ironik görünüm ve görüntüden sıyrılmak, diyalektik ve septik düşünceyi yitirmeden, görev ve vazife adamı değil de , hukuk tekkesinin sabırlı sofisi sabrı ve metanetinde libas giymekte geçer. SAF TABİ HUKUK VE ADALET savaşçısı; ilk adımda zerre miskal adalet makası açık bırakıldığında son adımda (dosya hitamında) varılacak noktanın adaletten gayrı her şey olacağını bilen ve bunu içselleştiren bir entelektüeldir. Böyle bir entelektüelse itibar ve saygınlığa halel getirecek tek bir tozun saydam vicdan-düşünce-terazi aynasına düşmesini önleyecek tüm güvenlik önlemlerini alarak yola çıkar. Asla ve asla “dönemsel-mevsimsel” suç ve suçlu girdabında enerjisini-birikimini-ufkunu-vizyonunu heder etmez!

 

Tekrar soruya ve konuya dönecek olursak; “Taraf olmanın yanlış olduğunu bilen ve bile bile bir yargı veya yargıç niçin taraf olur veya öyle görünüm sergiler?” sorusunu bir kez daha sorursak sanırsam daha spesifik yanıtlara ulaşabiliriz.

 

Aşağıda belirtilen kimi düşünceler gözetildiğinde veya öne çıkarıldığında yargı taraftır ya da taraf görünüyordur. Bu düşüncelerin doğruluğu-yanlışlığı; eksikliği-fazlalılığı ise başka bir yazı konusudur…

 

A)       YARGI GÖREV KAPSAMININ SINIRSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEKTEDİR.

B)       YARGI TOPLUMSAL SÖZLEŞMEYİ DÜZELTEN YA DA TOPLUMSAL SÖZLEŞMEYİ İNŞA EDEN YEGANE GÜÇ OLARAK KENDİNİ GÖREBİLMEKTEDİR.

C)       YARGI BİREYSEL VE SOMUT İKİ TARAF ARASINDAKİ SORUNU ÇÖZDÜĞÜ GİBİ ; TOPLUMSAL SOYUT İKİ TARAF (DEVLET-MİLLET) ARASINDAKİ HER TÜRLÜ SORUNU DA ÇÖZECEĞİNİ VE AZ YETKİYE HAİZ OLANIN AZ BİR GAYRETLE ÇOK YETKİYE DE SAHİP OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNEBİLMEKTEDİR.

D)       BİREYSEL DÜŞÜNCE VE SİYASAL GÖRÜŞÜNÜN AZINLIĞA DÜŞMESİ DURUMUNDA, SANAL KORKULARI İZALE ETMEK İÇİN  ÇOĞUNLUK GÖRÜNÜMÜ VEREBİLME HAK VE YETKİSİNİ KENDİNDE BULABİLMEKTEDİR…

 

VS…

 

            Sözün özü: Yargı bir yerde TABİ SAF ADALET VE HUKUK dışında taraf olmuş veya taraf gibi bir görünüm algısı içinde görülüyor veya biliniyorsa orada yargı “dosya ve adalet sarayı” dışına çıkmıştır. Dosya ve adalet sarayı dışında aranan ve kovalananın hukuk olmadığı aşikardır. Her ne pahasına olursa olsun veya her ne ulvi-yüce-ali menfaat ve iyi niyetle hareket edilirse edilsin YARGI ASLA VE ASLA TARAF olamaz ve taraf duramaz.

            Yargı TABİ SAF ADALET VE HUKUK gerçekleşsin isterse sonucu ALEYHİME OLSUNU şek ve şüpheden uzak tereddütsüz diyebilmeli ve bu öz güveni-güvenceyi adalet sarayı dışındakilere özellikle verebilmelidir.

            Kaldı ki TABİ SAF ADALET VE HUKUK her sistemi ve her yönetimi temelde güçlendiren, milleti devlete bağlayan, sisteme soluk veren, sistemin arızalarını kendiliğinden gideren EN BÜYÜK GÜÇTÜR.

 

 

***

 

 

 

            Bir sonraki yazıda Demokratik Kongo Halk Cumhuriyetinin müzmin muhalifi , okur-yazar Aqmedi Kezrus ile “yargı ve taraf” konu başlıklı bir röportaj yapabilirim…

0
0
0
Yorum Yaz