MAKALE GÜNCESİNDEN /Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş

2009-01-12 17:45:00



 

MAKALE GÜNCESİNDEN /Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Süreci /KEZER

 

 

Günümüz Türkiye’sinde yaşanan bir çok sıkıntının ve sorunun kaynağı yeni duruma adapte olunamaması ve yeni yol haritasının doğru okunamamasından kaynaklanmaktadır. Yılların çözümsüz bir çok sorununun kaynağı DÜN GEÇİŞTİRİLEN argümanlarda saklıdır. Geçmişe projektör tutmadan gelecek sağlam zeminlerde inşa edilemez.

 

Her olayı ve vakayı bulunduğu çevresel etkiler ve zaman diliminde değerlendirmek gerekir. Dünü bugünün bakış açısıyla, bugünü de dünün bakış açısıyla değerlendirmemiz doğru okuma ve değerlendirme vermez. 1900 lerin başında ULUS devletlerin revaçta olması ve her ulus devletin kendini var eden değişik tür ve sayıdaki RENKLERİ ya yok sayarak ya da KENDİ BASKIN rengine döndürerek tarih sahnesinde yerlerini sıkıca muhkemleştirmişlerdir.

 

İmparatorluk geçmişinden gelen ve bir çok dil, din, kültür etnik unsurları bünyesinde barındıran ve kaynaştıran bir milletin çocukları , yüz yıllarca süren kayıplar ve geri kalmışlığı çözüp yeni bir AÇILIMLA yepyeni bir sistemle en sıcak ve çoklu  renklerle KADİMDEN GELEN KALICI ve sahici birliktelik sağlayacağı yerde; BASKIN RENK VE KOKUNUN belirlenip bunun ötesinde kalanların yok sayılması, küstürülmesi, ötekileştirilmesi , şüpheli şahıs konumuna indirgenmesi bugün yaşanan sıkıntı ve sorunların ana kaynağıdır.

 

Dünyada GAZİ unvanına sahip tek ve ilk meclis TBMM dir. O meclis ki savaş yıllarında , yoklukta en zor ve güç anlarda, düşman işgalinin hüküm sürdüğü süreçte SEÇİMLERLE kapısını açık tutmuş ve KURTULUŞ mücadelesi milletin ortak vicdanı , iradesiyle candan katkısı ve katılımıyla olmuştur.

 

İlk meclisin ülke rengini, adeta gökkuşağının tüm renklerini en doğal haliyle içermesi ve çiçek bahçesinin tüm kokularıyla bürünmesi ilk meclisin olabildiğince DEMOKRATİK, ÇAĞDAŞ VE ÇOĞULCU yapıya kavuşmasını sağlamıştır. Ana ve ara renkler soldukça SİYAH VE BEYAZ bir dünya kaldı bizler. Siyah ve beyaz bir dünyada KUTUPLAŞMA ve sloganlarla yol almak ve zihin okuyarak İMALARA sarılmak varılacak belli bir sonuçtur.

 

Her şey kendi mecrasında ve kendi doğallığında aktığı müddetçe KALICI-SAHİCİ-SAĞLAM ve doğal gelişim olacaktır. Mecrasında akan her şeye yapılan müdahale ise kalıcı iz, sıklıkla sorun, çözümsüz mesele, anlamsız tartışma ve kısır döngülerle bizlerin düşünsel emeğini tüketecektir. Hukuka ve siyasete yapılan DIŞSAL HER MÜDAHALE o ana kadar birikmiş olan tüm değerlerin de bir anda anlamsızlaştırılmasına yol açmıştır.

 

Birinci dünya savaşı olmamış olsaydı dahi Osmanlı İmparatorluğu kendi doğal mecrasında aktığında en geç ikinci dünya savaşı sonrasında CUMHURİYETE DÖNÜŞECEKTİ. Osmanlı İmparatorluğunun bulunduğu zaman ve mekan ile 2. dünya savaşı sonrası ÇEVRESEL ETKENLERİN zaman ve mekanları bir ve aynı değildir. Nasıl ki Osmanlı İmparatorluğunun bütün komşuları ve emsalleri ŞEKİL VE İÇERİK değiştirip , evrilip sembolik bir konuma düşmüşse ve bir çoğu da sembolik figür dahi olamamışsa Osmanlı İmparatorluğu da kendi doğal ömrünü her şey kendi mecrasında aksaydı en erken birinci dünya savaşı sonrası en geç ikinci dünya savaşı sonrasında tamamlayacaktı.

 

Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Sürecinde ki ilk ciddi ve büyük kırılma GAZİ MECLİSTEKİ II GRUBUN TASFİYESİ ile olmuştur. Muhalefetin ve çoklu sesin olmadığı, itiraz ve şerhin düşülmediği, gökkuşağının tüm renklerinin kendi tonunda ve ağırlığında bulunmadığı bir İKLİMDE “çoğunluğun azınlık, azınlığın yokluk” sayılacağı ve ÖTEKİLEŞTİRMENİN er geç bünyede yaşam bulacağı açıktır. Gözü kapamakla gökkuşağının tüm renklerini SİYAH VE BEYAZDA toplamak mümkün olmuyor ki olmadığını da yaşayarak komşularımızda ve kendimizde gördük.

 

İlk meclisin zamanı, çevresi, etkisi, tarihsel birikimi, çevresel etkileri, duygusallıkları, aceleciliği,beyin fırtınası ve entelektüel tartışa ile düşünsel birikimlerin azlığı, doğruyu ve güzeli bulma arayışlarında yapılan iyi niyetli hataları bir şekilde doğru bulmasak da anlayabilme imkanı vardır. Aynı süreci ve aynı adımları bugün atmakta ısrarsa ZAMAN SAATİNİ durdurmak ve sabitlemek olur ki işbu durum fantastik ve ütopik  bir bakış açısı olur.

 

Çoklu milletten müteşekkil bir devletten, TEK RENK esaslı ULUS devlete SERT VE ANİ geçiş sürecinde MİLLETİN (çoğunluktan azınlığa düşen ve merkezden çevreye ittirilen, uzaklaştırılan) KADİM DEĞERLERİ (dili, dini, örfü, kültürü, tarihsel birikimi, yaşam biçimi, yazısı, dert ve tasası, düşünsel yapısı, edebiyatı vs… müktesebatı)  farklı renk ve kokuların yok sayılması , buna ilişkin ideolojik düşüncelerle BİLİMSEL temel bulma gayreti ve sürecinde yapılan ağır hatalar ve düşülen yanlış durumlar sorunlar yumağının ilk domino taşı olmuştur. Toplumsal sözleşmenin tüm katmanlarının ve tüm unsurlarının kendini olabildiğince en üst sınırda ve bir diğeriyle bağlı ve barışık ifade edemediği her GÖRÜNÜM VE GÖRÜNTÜNÜN  sahicilik ve kalıcılık sorunu şüphesi olacaktır.

 

Ve sorunlar yumağından oluşan kar topunu 1960, 1971, 1980, 1997 yıllarında SERT, AÇIK, ETKİLİ DARBELERLE milletin üzerine yüksek dağların zirvesinde yuvarlayıp durduk. Kartopu tekrarlandıkça büyüdü ve büyüdükçe hem etkisi GEOMETRİK ARTAN ORANDA ARTTI hem de KALICI işaretler ve korkuları milletin ortak vicdanında kabuk bağlamasına yol açtı. Kar topunun belli aralıklarla ve benzer gerekçelerle milletin üzerine ve devletin sistemine atılması , yanlışın tarihsel bir mirasının ve tekrarının olması yapılan eylemi ve söylemleri MEŞRULAŞTIRMAZ …

 

Bugün göz önünde yürütülmekte olan ERGENEKON soruşturmasının birilerince üç beş kısa süreli mahkumiyetle SONLANDIRILMASI arzusu ve soruşturmayı sulandırma , yok sayma, küçümseme gayretkeşliğinin sebebini gerilerde aramak gerekir. ERGENEKON sadece ve sadece hukuk dışı bir oluşum ve örgüt değildir. “Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Sürecinde” TEK RENKTE KALMA DÜŞÜNCESİNİN somut piyon taşlarının satranç tahtasında gözle GÖRÜNTÜLENMİŞ yansımasıdır.

 

Devam edecek…

 

 

“Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Sürecinde” gettolarda ötekileştirilen bireylerin kendini bularak MERKEZİN asli figürü ve gücü olduğunu görmesi ile KAMUSAL alanda bireysel talep ve düşüncelerinin yer almasını sağlayacak iradesini kullanması ile öteki YOK SAYILAN RENK VE DÜŞÜNCELERİN saklı dehlizlerde güneşe koşmalarını işlemeye çalışacağım….

 

0
0
0
Yorum Yaz