MAKALE GÜNCESİNDEN /Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş

2009-01-20 16:42:00
MAKALE GÜNCESİNDEN /Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Süreci II /KEZER

Toplumsal sözleşmenin kuruluş sürecinde bir şekilde yer al(a)mayan ve yer verilmeyen bireylerin, toplumsal katmanların, düşünsel toplulukların zamanla kendini bularak toplumsal sözleşmede TARAF olma gayesine yönelik attığı adımların sözleşmenin KURUCU VE BASKIN unsurlarınca ŞÜPHELİ karşılanması bir vakadır. Şüpheli yaklaşımın sebebi toplumsal sözleşmede dün ÖTELENENLERİN/ÖTEKİLEŞTİRENLERİN toplumsal sözleme tarafı olmak istemesinden değil tam tersine dün bir şekilde OLAĞANÜSTÜ konjonktürde HASAT VE HESAP yapan KURUCU VE BASKIN iradenin telaşla “mevzi” kaybedeceği düşüncesine düşmesi ve toplumsal sözleşmede dün yaptıklarının ilerde aynısının kendilerine dönecek olmasını düşünmelerindedir. Oysa ortada ne şüphe ne de şüpheli adım vardır. Bugün MERKEZE yürüyen, toplumsal sözleşmenin asli etkeni ve etmeni olduğunu deklare eden ve o yolda yürüyen kişiler aslında toplumsal sözleşmeyi güçlendirecek hatta toplumsal sözleşmeye eksik bırakılan ve yok sayılan iradelerin gecikmeli olarak katılımı ile TOPLUMSAL VİCDAN MEŞRUİYETİ VE KATILIM sağlanacaktır.

Mevcut durumu en doğal haliyle kavramak , anlamak ve her türlü etkilenmeden uzak bir algılama ile betimlemek bize doğru teşhis ve düzgün bakış açısı verecektir.

Sonsuza kadar yok sayılan bir irade sonsuza kadar SİLİK VE KİŞİLİKSİZ kalmaz. Ne bireysel vicdanlar ne de toplumsal vicdan ile aynı düşünce ve kategoride birliktelik sağlayan küçük oluşumlar sonsuza kadar KİMLİK AİDİYETİNDEN sıyrılmaz.!

Aidiyet kimliklerinden soyutlanarak YAPAY MONOTON KİMLİKLERDE kalıcı ve güçlü birliktelik ve çok seslilik sağlanmaz. Çoklu aidiyet ve kimlik birliğe engel ve ayrışma değil tam tersi gökkuşağının farklı renk tonlarında yeryüzüne güzellik katan sıcak ve sahici öznelerdir.

Çevresel etkilerin ülkemize ve bireysel dünyamıza yansıyan ışık huzmelerini geçmiş zaman ve tarihimizle değerlendirme ve kıyaslama yaparak “güneşin sıcak” kuşatan ve kucaklayan ışınlarını yanlış algılamaya yol açacak şekilde gözümüze tutulan projektör ve bizi derdest edecek olan kökü dışarıda bir aygıt olarak görmemeliyiz. Zamanda , mekanda kırılma yaparak yaptığımız her kıyas eksik, yetersiz, hatalı ve yanlış sonuç verecektir.

Varoşlarda, gettolarda merkeze yürüyen düşünsel birikimleri tıkayacak setler ve engeller sistemi ağırlaştırır. Varoşlardaki aidiyetlerin de “varoluş” sancısı çekebileceklerini ve onların da katılımı ile TOPLUMSAL SÖZLEŞMENİN eksik kalan yanlarının tamamlanacağını ve çoklu fikir ve düşlerden sağlıklı ve sahici iletişim kurulacağını tüm bunlardan da yepyeni ve her yüzü kucaklayan görünümün oluşabilme ihtimali olduğunu düşünmeliyiz.

Merkezin asli figürü ve gücü olan bireysel kimliklerin AİDİYET duygusuyla özneleşmesi ve üzerine atılı tozlardan silkinip “benim de sözüm var dinlenecek” deyişlerini duyduğumuzda ; “gel arkadaş varsa bir sözün elbet dinlenir gök kubbe altında” diyecek özgüvene ve cesarete sahip olmalıyız.



Tek Renkten Çoklu ve Değişken Renklere Geçiş Sürecinde yaşanan doğallığa engel olmak isteyen gizil ve açık iradenin sanal ve gerçek dışı korkularını ve korkutmalarını ciddiye aldığımız her gün AİDİYET KİMLİKLERİMİZİN örselendiğini göreceğiz. Aidiyet kimliğini kaybetmiş yada kendi şahsında mündemiç kendi öznelliğinde doğuştan var olan ve birikimlerle yontulan , serpiştirilen aidiyetlerin örselendiği ve zedelendiği birlikteliklerde GÜÇLÜ, ANLAŞILIR,SAHİCİ , KALICI , VİCDANİ VE AHLAKİ birliktelik olamayacağından en küçük bir kıvılcım ve kışkırtmalarda LİNÇ KÜLTÜRÜNÜN devreye girmesi kaçınılmaz olacaktır. LİNÇ kültürünü yeşerten irade ve iklimse TEK RENKTE karar kılan ve dayatan belirsiz ve tanımsız mahcup ideolojidir! Mahcup ideolojidir çünkü hiçbir zaman gerçek kavramlar ve gerçek düşüncesiyle toplum önüne çıkmaz. Her zaman içi boşaltılmış, içi değiştirilmiş yada kutsallık izafe edilmiş kavramlarla yola çıkar ve var olamayan belirsiz bir ideolojiden en küçük sapmayı “ECDADIN DİNİNDEN” görme olarak görürler ve gösterirler ve buna ilişkin LİNÇ KÜLTÜRÜNÜ devreye sokaklar.

Doğru ve destekli adım atmanın yolu derinlikli ve bütünselliği kapsar şekilde objektif okumadan geçer. Başkasının okuduklarını tekrardan değil kendi okuduklarımızın içsel dünyamıza yansıyan, bize etkileyen , aidiyetimizle bütünleşip örtüşen düşünsel vicdani tefekkürden geçer.




20.01.2009/van

0
0
0
Yorum Yaz