“Militan Hukuk!”

2011-02-08 19:59:00

“Militan Hukuk!”



Hukukun doğduğu yerde militan; militanın doğrulduğu yerde de hukuk olmaz. Birinin azlığı diğerinin çokluğudur. Biri sustuğunda diğeri konuşur. Aralarında bağlantı ters orantıdan ibarettir. Az militan ve azca hukuk ise ; devekuşunun papağanlara sultan olması halidir.

Militan ve hukuk kavramlarını birlikte,bir arada bir bütün olarak gören, düşünen, bu yolda şek ve şüpheden uzak yürüyen bir aklın geçmişi ve geleceğinin patolojik anlamda tedaviye muhtaç olduğu açıktır.

Hukuk varlık sebebi ve doğası gereğince herkese ve her kesime aynı uzaklık ve yakınlıkta olması gerektiği, bir başka anlatımla hukuk tarafsızlık ve bağımsızlık renkleri gereğince toplumu ve devleti oluşturan tüm bireylere, organlara, kurumlara eşit uzaklık ve yakınlıkta olması gerekir. Hukukun gün ışığına çıkış sürecinde yada adaleti tesis aşamasında hak arayanlara karşı sarsılmaz ve değişmez mesafesindeki milim sapma , yeryüzündeki en büyük ve en ağır suçtur! Terazinin kefelerinde adaletin tartıldığı bir zaman diliminde, terazinin kefeleri arasındaki açık gizli dengesizlik vahşetten öte bir şeydir.

Militan ise; diyalektik düzlemde şüpheci sorgulamalardan geçmeden, miras aldığı kapalı, dar, katı, değişmez bir ideolojinin kurşun askeri olması nedeniyle, kendi algısında ve düşünde yarattığı ütopik dünyanın sonsuza kadar ayakta kalması için her türlü yolu ve hukuksuzluğu kendisine meşru ve hak gören kişidir. Militan düşünmez, kendi “düşünürlerin” sözlerini öteki bellediği kişilere dikte eder. Militan; en çok kendini daraltan ve öteki bellediği kişilerle eşit gören hukuku düşman görür.

Hukukun olduğu yerde militan, militanın olduğu yerde de hukuk olmaz. Bu korelasyonu da en iyi militan bilir. Militan ayak bağı gördüğü hukuku yok edemeyeceğini de bildiğinden, hukuku kendine benzeştirmeye çalışır . Hukukun evrensel adalet ötesinde “koruyup kollaması gereken ulvi değerler” olduğunu hukuka benimsettiğinde ,hukukun militanlaşacağını , tüm bağlarından koparak serbestçe despotizmin kılıcında “ideoloji ışıltısını” göreceğini militan çok iyi bilir.

Hukuk evrensel adalet sınırında ve dairesinde kaldığı müddetçe ve bu değerleri başat, birincil, asli unsur gördüğü müddetçe var olduğu toplumun ve devletin yaşam süresinin ve yaşam kalitesinin artacağını bilmelidir. Evrensel adalet sınırlarını daraltan, yerel korunmaya muhtaç “endemik sanal korkuları” koruma ve kollama güdüsü ve algısı içinde “durumda vazife çıkaracak” hukuk ise bindiği dalı kesen bilgeden farkı yoktur. Evrensel adalet dışındaki her arayış ve her kaçış ,aslında hukukun içinde var olduğu toplumun yaşam süresini ve yaşam kalitesini düşürten adımlardır.

Hukuk kendisini militanlaşmaya çağıran karanlık sokaklardaki iğreti sese kulağını tıkayarak , yok sayarak da yoluna devam edemez. Bir yerde hukukun özünü yok etmeye yönelik eylemler fiilen başlamışsa orada hukuk varlık sebebini hatırlayıp, kendisini unutanlara hatırlatma yapabilmelidir. Hukuk dışı yollara dökülen gül yapraklarına aldanıp , hukukun özünü ve sözünü karanlık çıkmaz sokaklarda kaybetmemelidir.

Zaman zaman toplum ve devlet mühendisliğine soyunarak hukuka ve topluma çekiz düzen vermeye çalışan yüksek düşünürlerin düşük kalemlerinde çıkan , toplumun yüzüne saçılan kanıksanmış, korkutucu, şantaj kokan, hukuk dışı yollara ve güçlere çağrı yapan, halkı ve hakkı aşağılayan beyanları da dikkate alarak her daim evrensel hukukun yanında ve yakınında olmak gerekir.

Militan kalemşörlerin hukuka yol haritası çizmeleri, akıl vermeleri, evrensel adalet dışında korunmaya muhtaç değerler işaret etmeleri gülünç olduğu kadar da cüretkardır ve de düşündürücüdür.

Militan ruh yapısı ve düşüncesi kendini dilinde ve kaleminde açıkça belli eder. Doğası gereği bir arada olmayacak kavramları aynı kapta eriterek , evrensel argümanları ters yüz ederek “bize özgü” dil ve betimlemelerle beyin enfarktusu geçiren literati matbu ve malum kalemlerin bu iklimde çözecekleri tek sorun, görecekleri tek sıkıntı da yoktur.

08.02.2011

 

0
0
0
Yorum Yaz