Nasihat/Kezer

2009-01-28 09:27:00

 

Nasihat/Kezer

 

 

Benden sana bir nasihat:

Şiiri sorma çocuk ve sakın aldanma şaire.

Neden mi?

Nasıl anlatsam ki?

Hele bir büyü,

Hele bir serpil,

Hele mavi düş kapısını bir bul…

O zaman anlarsın!

Hayır hayır ısrar yok…

Öyle gül dalı bedenini eğip bakma bana.

Tamam çocuk tamam pes artık.

Güneşte durma, gel bakalım gölgeme.

Duyularını kapa,
Aç gönlünü aç duygularını iyice dinle,

Kulak kesil;

Ana rahminde yolculuk yapan cenin misali.

 

Şiir; kendinden doğmaktır,

Güneşin ve dolunayın görüldüğü her gün öz suyunda yol almaktır.

Sancıdır!

Var olmaktır bir başına,

Aşkın mısralara tutunup direnmektir.

Ve isyandır!

 

Şair; bütün renklerin çocuğu tüm renklerin sahibi,

Aklı askıda tutsak edip duygu rüzgarında yol alan derviş,

Bir bakışına alem içinde alem gizleyen hokkabaz,

Düşsel görsellikte, gerçeklik ile hakikat arasında büyülü kapıyı çalan adam!

Sözü doğru yazısı yalan…

Yaşadığı ve yaşattığı tüm kareleri beşinci boyutta istifleyen arşiv uzmanı.

 

 

Vesaire çocuk vesaire…

Yaşınla orantılı yaşayacakların vesaire küpünde.

 

Sen tertemiz bakir bir dünyanın kirlenmemiş mavi su damlası,

Şiir ve şair her şeyi tüketen iki bilinmez anafor…

 

İyisi mi samanyoluna koş,

Eşlik et parktaki çocuklara,

Düşünme,

Hiç mi hiç iyi değil büyüme.

Çok masumsun ve bir o kadar da duru,

Bana kalırsa hep kal böyle…

 

Olur da bir gün mavi düş kapısında sıcak ışıklar ve renkler,

Senin de narin tenine değerse,

İşte o zaman,

Anlatırım sana şair Kezer’i.

Ve açarım şiir dünyamı.

Sonrasında ne olur?

Ne kalır geride?

İşte orasını bilemem…

Bilirim de bugün söylemem sana çocuk.

 

Saat geç.

Güneş çekilmiş evine.

Hükümdar gölgeler de yok.

Hadi var git anneye.

Ama yarın istersen gel söylerim rüzgara alır seni.

Ne dersin?

 

 

28.01.2009/Van

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz