Öteki Kadın/Kezer

2011-03-09 22:01:00

Öteki Kadın/Kezer

 

 

Aşkın serin ateşinde düşsel salıncakta salınıp duran , adı muhitte öteki olan kadın!

Alemin sözlerine , kalemin sözcüklerine sırt çeviren kelebek ömrüne bürünmüş kar tanesi.

İlk güneşte, ilk tufanda, ilk gündüzde üstü çizilecek kanayan yürek.

Öteki kadın…

Masumiyet kokusuna mahkum affedilmez hükümlü.

Öteki kadının tasviri sahi bu mudur ?

 

 

Bir de ötelerden, Yüreğinin her zerresinde aşk sayıklayan derbeder bir adamın gözünden dinleyin derim,

Öteki kadını.

Hakimlik yapmadan,

Sorgu sual girdabında kaybolmadan,

Savcılık taslamadan,

Mahallenin namus bekçisi kesilmeden…

Dinleyin sessizce!

 

 

Doğum ve ölüm anında yok olan irade, nasıl olur da var olur öteki kadın da?

Aşk ebet ve ezelde yeşereceği yüreği bir başına seçerken ,

Canlar sadece ve sadece senaryosu önceden belli yaşamın sıradan figürü ,

Esen rüzgara kapılmış sararmış yapraktan da geri güç sahibi iken aşıklar,

Resmin ve resmiyetin ötesine düşen ayakların var mı tüm oldu bittilerden?

 

 

Öteki kadın aşkın tüm halini bir an’a sığdırmış,

Koşulsuz,

Hesap ve kitaptan uzak,

Düşünü,

Göz yaşlarını,

İçsel yürüyüşlerini ve sesini,

Sevdiğinin nefesini,Aşkın tüm renklerini ve halini,

Dolunayın gölgesinde ılık bahar yağmuru esintisinde yaşayan korkusuz kahramandır!

 

 

Öteki kadının yüreği kanadığında ,

Malum meskende,Resmi konutta, sosyal hayatın kabul gördüğü mahalde,

Bilindik bir yerde, hiç kimsenin hissetmediği beriki yürekte de kanama olur da bilinmez.

 

 

Öteki kadının yarısı beriki adamdır!

Yasak aşk girdabında üç can uçuşur durur ateşin etrafındaki kelebekler misali.

Bir yürek habersiz yaşar eşini,

Çocuğunu,

Pazardaki alış verişini,

Bayram telaşını gözlerinin temasında,

Ellerinin dokunuşunda yaşar.

Eşinin ruh derinliklerindeki dip dalgayı fark etmeden ,

Toplumsal mutluluk cümbüşünde yol alır adımlarınca.

Öteki kadın gece düşlerinin koynunda gece yolların boynunda bir nefes,

Sevgiliden tatlı bir ses,

Bir de can dostu dolunayda gece haberleri bekler durur.

Asla güneşin altında ,

Çarşıda,

Markette,

Sinemada doyasıya seni seviyorum diyemez.

 Beklemez bayramları,

 Kendi çocuğunun saçlarında elleri gezinmez.

Sevemez kavgayı,

Gürültüyü çekip gitmeleri,

Zamanın dolduğu anları da bilemez hiçbir zaman.

Beriki adam.

Anlamaz olan bitenleri ve olacakları,

 

Olmuşları, kalbinin sesini, gecenin rahmindeki inleyişlerini ,

Yeryüzündeki en büyük sancıyı

Ölümsüzlük iksiri ile değiştirdiği acıyı anlatamaz.

Yaşar ama yaşatamaz…

Gelgitler içinde her an bin bir parça yüreğinde daha da esir düşer aşka,

Gün gelir anlar; aşkın bir yürekte alemin nokta olduğunu…

Sonrasında kurtulur her sorgudan,

Törenin baskısından,

Toplumsal iki yüzlü nutuklardan sıyırır kendini,

Benini,

Aşını ve aşkını,

Sevdiklerini…

 

 

Öteki kadın,

Beriki adam,

Tek masumiyet çeşmesinde el yıkayan eş.

Aşkın yakıp yıktığı gülücükler.

Gece,Gündüz ,Ve “an”.

Herkes kader der de geçip gider ama; üç can da ne fırtınalar,

Ne doğumlar,

Ne tutkular,

Ne her koptukça sarsılmaz çelikten bağ ile yeniden ve derinden bağlanışlar,

Ve ne güzel ağlayışlar olduğunu da bilemez herkes.

 

 

09.03.2011/Gürün

0
0
0
Yorum Yaz