Kurban/Kezer

2011-11-13 12:27:00

  Kurban/Kezer   Aşkın, gökten yere inişi ademe kurban. Şaşkın yürek sorguda! Kalemden dökülen kan...   12.11.2011/Malatya Devamı

Durgun Anlar

2011-10-02 22:20:00

Durgun Anlar Şair suskun. Gece kendi halinde bir köşede. Yorgun ve yitik gün ışığı görmüş tüm sözcükler. Zaman tutuklu uykusunda sokağın. Kaldırımlar kimsesiz ve yapayalnız. Kıpırdayan ilk yaprakta üşürmüş şiir . Aniden çıkagelirmiş aşk! An bitti bitecek, Ne olacaksa şimdi olmalı. Doğrulur kalem. Yerleri gökleri şahit tutarak şerh düşer. En serin öpüşte aydınlanırmış karanlık. Uzar gider şiir. Şairse belli belirsiz tebessüm edermiş. 02.10.2011/Gürün   Devamı

Mizansen Mizah

2011-08-20 14:46:00

Mizansen Mizah Uy uy uy... Bulundu maddi gerçek ha! Hani; nerede, nerede, nerede? ABD , ABD, ABD'de... Gel de gülme. Bu, ne bulmaca ;ne de buldurmaca. Uy uy uydurma! Uysa da ,uymasa da... Koş vatandaş koş. Azca hoş, çokça boş olsa da , Laf ola, beri gele salata. Kapanın elinde kalıyor ithal bulgu. Koş vatandaş koş. Ramazanda hep ithal hurma olacak değil ya. Bu kez de ABD'de sıcak bulgu. Uy uy uydurma... 12.08.2011/Gürün   Devamı

Bodrum Güncesi

2011-05-30 23:17:00

Ürperdim Her yerde nefesim, tende görünce ürperdim... Farkına vardım esen ruhun... Bedende erdim. 23.05.2011/Bodrum Gözlerin İletişimi Ayarı yok gözün! Görmeye görsün güzeller... Bana da değer mi acaba o masum eller? 24.05.2011/Bodrum Düşsel Peri Tatlı gülüş. Bir çift yeşil göz. Dolunay gamze. Kafi gelmez düşü izaha, ne söz ne dize. 25.04.2011/Bodrum Bodrum'da Aşk Deniz yerde, aşk gökte, ben esen şuh rüzgarda... Düşmüş her şey! Geldi geçti, hüzün kaldı garda. 25.04.2011/Bodrum Gölge Anlar Gece çapkın, gündüz mahcup, hem hayır hem evet. Mümkün mü sabit kalmak? Suçum yok! Ey can affet! 26.05.2011/Bodrum Silüet Tek parça, el kadar giysi, o da düştü düşer. Kelebek yanar , kanar yüreğim . Eyvah düş şer! 27.05.2011/Bodrum Bodrum Ey sevgilim, sen yoksun güneş, kum, deniz saklı. Sensiz Bodrum bana ızdırap, cennet yasaklı. 27.05.2011/Bodrum Şaşkın Hal Binbir çiçek elde açınca ten bam başkaymış... Onca yıl yük olan aciz beden tam aşkaymış... 28.05.2011/Bodrum Rüya Sayılı gün. Uçurtma yada denizde köpük. Bitti. Arda kalan ürkek adım, o da tek tük. 29.05.2011/Malatya   ... Devamı

Hukuk

2011-04-06 23:44:00

Hukuk Güç, makam, ünvan görünce, "yok olan" hukuk mu? Kim inanır, bu masala? Külah mı, çocuk mu? 06.04.2011/Gürün   Devamı

Halka Çağrı

2011-04-06 23:39:00

Halka Çağrı Ey halkım, adına hareket edenleri bil! Salkım saçak gündüz düşenleri, hiç durma sil! 06.04.2011/Gürün     Devamı

Önyargı/Kezer

2011-04-04 22:04:00

Önyargı/Kezer   Akıl tutuk! Mantık yok! Hukuk desen, hep kayıp. Algı sabit. Kalem ok. Ne hak tanır, ne ayıp!   03.04.2011/Kezer Devamı

Kabala

2011-04-04 22:03:00

Kabala İlim sayarsan ; ebced, cifir yada kabala... Sayı uzayında bulursun, sen de pekala. 04.04.2011/Gürün Devamı

Nisan Bir/Kezer

2011-04-03 21:54:00

    Nisan Bir/Kezer   Sevgilim ; seni yaşadım dün gece, nisan bir... İsyan çok! Nisyan yok. Aşk hem diri hem de kebir...   01.04.2011/Gürün Devamı

Aşka Hasret

2011-03-30 19:10:00

Aşka Hasret Gece uykuda. Bir dolunay, bir ben uyanık! Bekleriz kuytuda; kim aşık, kim can, kim yanık? 30.03.2011/Gürün Devamı

Kayıp Gemi/Kezer

2011-03-28 13:40:00

  Kayıp Gemi/Kezer   Yer gök nokta. Ne nefes , ne ses.! Ey yâr nerdesin? Pusulam yok. Akıl, gel git.  Aşkım fenerdesin...   28.03.2011/Gürün Devamı

Aşk ve Sen/Kezer

2011-03-27 22:46:00

    Aşk ve Sen/Kezer   Her geçen gece  sen oluyorum,  "ben" ölüyor... Aşk; yok olmakmış can'anda, düşü ten bölüyor...   28.03.2011/Malatya-GürünYolu Devamı

Yürüyoruz!/Kezer

2011-03-20 13:29:00

Yürüyoruz!/Kezer Tarih : Üç nisan bin dokuz yüz altmış üç. Sokaklardayız. Yirmi üç nisan neşesi yer ve gökte. Yürüyoruz. Yüksek yerden emir ve komuta zinciri. Slogan ve afişlerimiz de hazır. Biraz matbu. Çokça mahcup. Bilindik. Malum. Yaşasın "anayasa ve hürriyet bayramı"! Halk ve hak ne der? Nereye düşer hukuk? Umrumuzda değil. Yürüyoruz çıkmaz sokakta. Bu topraklarda; tarih tekerrürden ibarettir! Yalancı çıkarmamak lazım. Yürüyoruz. Bir, iki , üç... Dikkat titizliğinde çoşuyoruz! Onca darbe, Sayısız muhtıra, Andıç, Lahika, Fişleme, Çalışma grubu burada değil , uzayda oldu. Yürüyoruz işte. Kime ne? Dostlar, alış verişte görsün! Demokrasi ve hukuk devleti nereye düşer? Ne der evrensel hukuk? Milli irade neresinde kutlu yürüyüşün? Vesaire vesaire vesaiere... Bize ne? Kartaca yıkılmalıdır, arkadaş! 20.03.2011/Gürün   Devamı

Teşebbüs/Kezer

2011-03-19 13:12:00

Teşebbüs/Kezer Teşebbüs nedir çocuk? Oyun değil, Peki ya oyuncak mı? Yoksa, bize özgü süs mü? Kaç ayak , Kaç kalem, Kaç baş, Kaç ses lazım malum işte? Ne yazar kalın hukuk kitaplarında? Nasıldır ,toplum vicdanında esintisi? Köşe başlarında dedikodusu ayyuka çıkmış mıdır? Kalemler ne der? Gören olmuş mudur? Çarşıda, Sokakta, Medyada, Mahfillerde... Belgesi var mı belgesi! Dijital kayıt sayılmaz , Öyle diyor büyük savunman , bunu unutma... Sen söyle bakayım muzip çocuk: Var mı "ıslak imzası"? Bir adım ötesi buyruk olan sarmalın başı masum kurgu mu? Olgu mu istiyorsun a uyanık çocuk! Dön bak geriye, Gitme öteye beriye. Düne bak! Bugünü anla, yarını düşün... Sus çocuk sus! Teşebbüs hayal, gerçek öcü. Okursan , Üstüne bir de düşünüp soru sorarsan, İrdelersen hakikatin gücünü, Seni de alıp götürür böcü! İkiz kardeştir; tekerrür ile teşebbüs! Birini gördüğünde, Diğerinin gölgesi düşer kör düğüme... 19.03.2011/Kezer   Devamı

Düşmanım/Kezer

2011-03-15 23:12:00

Düşmanım/Kezer Hava, su , ekmek kadar lazımsın; can düşmanım! Yeter ki dik dur! Yiğit ol! Kavga ver; düş anım... 15.03.2011/Gürün Devamı

Tin tin tin/Kezer

2011-03-15 21:04:00

Tin tin tin/Kezer Tin tin tin. Eli çabuk. Gevrek zeka. Kalem , açık arttırma. Hızlı ve cin. Hikmetten uzak, bilgin! Rin tin tin. Her kıtada, Tüm zamanlarda, Bildik resim. Ama ya burada? -Hiç de öyle değil. -Peki ya nasıl? -Anlatayım bak: "Fırıldak! Değişken kabuk. Omurga yok. Kıkırdaksa kıvrak! Yeter ki daim olsun çanak... Su ve pusu!" Koş rin tin tin, koş! Devir senin. Yol alma tin tin tin. İster paraşüt kullan, İstersen asansör! Yoksa kalırsın yaya... Geride kalana ilk bıçak da, Gruptan gelir bunu da unutma! Cin olmadan adam çarpmakta neymiş uyanık? Hiç olur mu, bu mevsimde oltasız balık? Artık pirinci rüyanda görsen de iyi. Korkarım, sende var oldukça bu kibir ve gurur. Yok olacak evdeki kuru bulgur. 15.03.2011/Gürün Devamı

Hikaye/Kezer

2011-03-13 22:06:00

Hikaye/Kezer Bir zaman. Rap rap. Tik tak. Durgun saat. Kapalı sokak. Kalem altında, aslan demokrat! Hak hukuk. Dikkat! "Emret komutanım. Benim adım adalet..." Kalın kitap. Matbu. İçerik halka tabu. O, bu ve şu : Sakıncalı ve de yasak! Karanlık geceler ve günler; Geldi,geçti. Belli mi olur. Belki yine gelir ve yine geçer. Mümkündür! Dert etmeye de değmez ha... Demem şu ki! Hikaye bildik. Bayat. Kanıksanmış. Sıkıcı. Malum. Hiç mi hiç değmez, Sıcak, İnce belli cam bardakta, Tüten düşsel keyfi bozmaya. Tik tak. Tak tik. Bir, iki, üç, dört... Kaçtı kaçar, tilki. Hey çocuk! Sen yakala. İyi bil ki; çalınan senin hayatındır! 13.03.2010/Gürün   Devamı

Öteki Kadın/Kezer

2011-03-09 22:01:00

Öteki Kadın/Kezer     Aşkın serin ateşinde düşsel salıncakta salınıp duran , adı muhitte öteki olan kadın! Alemin sözlerine , kalemin sözcüklerine sırt çeviren kelebek ömrüne bürünmüş kar tanesi. İlk güneşte, ilk tufanda, ilk gündüzde üstü çizilecek kanayan yürek. Öteki kadın… Masumiyet kokusuna mahkum affedilmez hükümlü. Öteki kadının tasviri sahi bu mudur ?     Bir de ötelerden, Yüreğinin her zerresinde aşk sayıklayan derbeder bir adamın gözünden dinleyin derim, Öteki kadını. Hakimlik yapmadan, Sorgu sual girdabında kaybolmadan, Savcılık taslamadan, Mahallenin namus bekçisi kesilmeden… Dinleyin sessizce!     Doğum ve ölüm anında yok olan irade, nasıl olur da var olur öteki kadın da? Aşk ebet ve ezelde yeşereceği yüreği bir başına seçerken , Canlar sadece ve sadece senaryosu önceden belli yaşamın sıradan figürü , Esen rüzgara kapılmış sararmış yapraktan da geri güç sahibi iken aşıklar, Resmin ve resmiyetin ötesine düşen ayakların var mı tüm oldu bittilerden?     Öteki kadın aşkın tüm halini bir an’a sığdırmış, Koşulsuz, Hesap ve kitaptan uzak, Düşünü, Göz yaşlarını, İçsel yürüyüşlerini ve sesini, Sevdiğinin nefesini,Aşkın tüm renklerini ve halini, Dolunayın gölgesinde ılık bahar yağmuru esintisinde yaşayan korkusuz kahramandır!     Öteki kadının yüreği kanadığında , Malum meskende,Resmi konutta, sosyal hayatın kabul gördüğü mahalde, Bilindik bir yerde, hiç kimsenin hissetmediği beriki yürekte de kanama olur da bilinme... Devamı

Ölüm/Kezer

2011-03-06 18:06:00

Ölüm/Kezer Ölüm ne bir son, ne de önlenmez büyük korku! Kadim yolda küçük mola, gökten inen doku... 03.03.2011/Gürün Devamı

Doktrin gölgesinde hukuk ; kartaca yıkılmalıdır perspektifi!

2011-02-26 12:36:00

Doktrin gölgesinde hukuk ; kartaca yıkılmalıdır perspektifi! Doktrin gölgesine hapsolmuş, doktrin gölgesinde kendine korunaklı yaşam alanı ve mevzi tahkim eden bir yargı(ç) ; sonsuza kadar “muhkem surlarda” ilk, tek ve son söz sahibi olma hakkını kendinde görür. Bu anlayışta ve algıda olan bir yargı(ç) ın geçmiş müktesebatında her türlü eleştiri, denetim, saydamlık, çeşitlilik, farklı fikir , demokratik oluşum da olmamışsa ve yıllar yılı KAPALI DEVRE –DAR KAPSAM ALANI içinde hüküm sürmüşse, bu düşünce sisteminde yoğrulan bir yargı (ç) hukukun demokratikleşmesini, hukukun adına karar aldığı milletin seçimi, değerleri, çeşitliliği ile buluşmasına, yakınlaşmasına ŞİDDETLE karşı çıkar. Bu yolda yürüyen bir yargı(ç) bilir ki demokratikleştikçe, saydamlaştıkça, seçme ve seçilme sürecine girdikçe, eleştirildikçe, gölgelerden ve perdelerden arındıkça YAPAYALNIZ kalacaktır. Yalnızlık halinde ilk, tek ve son söz söyleme GÜCÜNÜ YİTİRECEĞİNİ bilir. Küresel dünya ile uyumlu yeni sürecin , ZAMANIN RUHUNUN kendi yaşam alanına büyük bir tehlike olarak gören bir yargı (ç) DURUMDAN VAZİFE ÇIKARARAK İNŞA ETTİĞİ MUHKEM SURLARDAN , mahallenin ve sokağın dingin sularına asla ve asla inmeyecektir. Hayali kaygıların tetiklediği bir kalıpta yoğrulan her birey FARKLI BOYUTLARDA gezinir ve kendini var oluş ve yok oluş girdabında görür. Kısır bir döngüde salınıp duran , kendini cenderede gören her el de DOKTRİN ZIRHINA bürünür, doktrin gölgesinde hukuku dizayn ederek , KENDİ SİSTEMİNİN VE SESİNİN ilelebet sürmesini ister. Zamanın ve mekanın sesine, rengine yabancılaşan ve milletin iç dinamiklerinin esintisine değer vermeye... Devamı

Alkış!/Kezer

2011-02-20 15:06:00

Alkış!/Kezer Etrafına topla alkış elleri. Tek tip grup. Fikir yok! Düşünce hak getire. Zikirde de bi haber. Üstüne sen tut bir de "ucube" de. Sözüm ona demokrat! Kendi söyler, Kendi dinler, Kedi gider, Hülasa bize özgü kıraat! Heyhat! Ötekinden habersiz yaşam süren düşlere. Bir ömür yarı açık pencereye mahkum siyah beyaz gözlere. Hey sen! Dar bir çemberde bulunduğun nokta mı en ileri? Başını kaldır bak aleme. Farkına var ayrık olanın. Kır algını da bir kez dinle farklı kelime. Çakılı kaldığın yer , belki de en geri! 20.02.2011/Gürün Sayın Osman CAN'a teşekkürler. Saygı ve sevgiler. Düşünceye karşı düşüncenin ortaya çıkması gerekir. Aykırı ve ayrık fikirleri yok saymak, alemi tek kalem görmektir.   Devamı

Fildişi Kule Sakinlerine Açık Mektup/Kezer

2011-02-19 14:46:00

  Fildişi Kule Sakinlerine Açık Mektup/Kezer   Eskiden ne güzeldi günleriniz, ey halkı dizayn eden mühendisler! İki dudak arasında can alıp, can veren yüce varlıklar. İki kutuplu dünya, Otoriter ve totaliter ülkeler, Tek parti, Sarsılmaz ideoloji, Can alıcı oklar, Açık oy, gizli sayım sandıklarınız, İl başkanı valileriniz, Memleketi çepe çevre kuşatan militer renkleriniz, Bin bir rengi bir kalıpta eriten entellektüelleriniz , Her şeyi bir şeye bağlayan ilim adamlarınız, Yüz kırk iki, yüz atmış üç, üç yüz on iki say say bitmez. Vesair torba maddeleriniz, Dönemsel suçların zirve yaptığı kapalı ve sıkı günleriniz, Emir kulu memurlarınız, Matbu, malum, makul basınınız, Ülke dışında tanınmaz ve kullanılmaz paranız, Hakkınızı yemeyelim bir de siyah beyaz dünyanız vardı...   Böyle geldi gelmesine de böyle gitmedi bu masal! Bitti her sonu olan hikaye gibi.   İşte ne olduysa ikinci dünya savaşı sonrasında oldu. Dış güçler, İşbirlikçi gördüğünüz ötelenmiş millet, Küresel dalga sizin de kıyılarınıza demokrasiyi, Hukuk devletini, Sivil iradeyi, Evrensel çağdaş ilkeleri getiriverdi. Artık başkaydı ülke. Dağdaki çoban aniden eşitlenivermişti akademisyenle. Olacak iş değildi ama yapacak bir şey de yoktu.   Çoklu parti. Gizli oy açık sayım hakim güvencesi. Saydam sandık. Tüm bunlar uzaklaştırdı sizi en muhkem kulelerden.   Vazgeçmeniz mümkün değildi güçten, Son sözü söylemekten, Buyruğum buyruktan, sarfı nazar e... Devamı

“Militan Hukuk!”

2011-02-08 19:59:00

“Militan Hukuk!” Hukukun doğduğu yerde militan; militanın doğrulduğu yerde de hukuk olmaz. Birinin azlığı diğerinin çokluğudur. Biri sustuğunda diğeri konuşur. Aralarında bağlantı ters orantıdan ibarettir. Az militan ve azca hukuk ise ; devekuşunun papağanlara sultan olması halidir. Militan ve hukuk kavramlarını birlikte,bir arada bir bütün olarak gören, düşünen, bu yolda şek ve şüpheden uzak yürüyen bir aklın geçmişi ve geleceğinin patolojik anlamda tedaviye muhtaç olduğu açıktır. Hukuk varlık sebebi ve doğası gereğince herkese ve her kesime aynı uzaklık ve yakınlıkta olması gerektiği, bir başka anlatımla hukuk tarafsızlık ve bağımsızlık renkleri gereğince toplumu ve devleti oluşturan tüm bireylere, organlara, kurumlara eşit uzaklık ve yakınlıkta olması gerekir. Hukukun gün ışığına çıkış sürecinde yada adaleti tesis aşamasında hak arayanlara karşı sarsılmaz ve değişmez mesafesindeki milim sapma , yeryüzündeki en büyük ve en ağır suçtur! Terazinin kefelerinde adaletin tartıldığı bir zaman diliminde, terazinin kefeleri arasındaki açık gizli dengesizlik vahşetten öte bir şeydir. Militan ise; diyalektik düzlemde şüpheci sorgulamalardan geçmeden, miras aldığı kapalı, dar, katı, değişmez bir ideolojinin kurşun askeri olması nedeniyle, kendi algısında ve düşünde yarattığı ütopik dünyanın sonsuza kadar ayakta kalması için her türlü yolu ve hukuksuzluğu kendisine meşru ve hak gören kişidir. Militan düşünmez, kendi “düşünürlerin” sözlerini öteki bellediği kişilere dikte eder. Militan; en çok kendini daraltan ve öteki bellediği kişilerle eşit gören hukuku düşman görür. Hukukun olduğu yerde militan, militanın olduğu yerde de hukuk olmaz. Bu korelasyonu da en iyi milit... Devamı

“Adalet Mülkün Temelidir!”

2011-02-05 22:40:00

“Adalet Mülkün Temelidir!” Temeli adalet ve hukuk olan her devletin yaşam süresi uzun, sağlıklı, mutlu ve huzurlu olur. Bu tür devletlerde/sistemlerde yaşayan bireyler düşünce ve ifade özgürlüklerini ve eleştiri haklarını en son haddine kadar korkusuzca her ortamda ve her zaman dile getirirler. Bir devletin temeli hukuk ve adalete dayalı değilse; o devletin sisteminde kronik ve giderilmez boyutlarda sakatlık olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Hukuk ve adaletten uzak devletlerde ise hukukun değil GÜCÜN sözü geçer. Bu tür devlet ve sistemlerde yaşayan bireylerin niteliksel bir değerleri olmadığı gibi söz ve düşünce özgürlükleri de kısıtlıdır... Düşünce bu tür devletlerde her daim sakıncalı ve suçludur. Hiçbir sistem ve hiçbir devlet hukuka aykırı yollarla, hukuk ve adalet yok sayılarak sonsuza kadar koruma ve kollama altına alınamaz. Hukuk ve adalet dışı bir korumaya muhtaç hale düşmüş hiçbir devlet ve sistemin de aslında korunmaya değer bir yanı kalmamıştır. Devletin temeli adalet ve hukuktan uzaklaştıkça o devletin tüm kurum ve kurallarıyla çatırdamaya başlaması ve en küçük bir rüzgarda tuz buz olması kaçınılmazdır. Hiçbir ulvi gerekçe, hiçbir yüce duygu, hiçbir değişmez ve değiştirilmez inanç ve algı hukuka ve adalete aykırı eylemleri meşrulaştıramaz. Hukuka aykırı eylem ve söylemlerin somut birey haklarının çiğnenerek , soyut görünmez devletin ayakta kalmasını meşrulaştıracak her BAHANE BULMA , hukuka ve adalete aykırı açık kapının KALICI olmasına yol açacaktır. Adalet ve hukuku sağlayan birincil konumda bulunan yargı üyeleri ise, önlerine gelen dosya ve olaylarda; yürürlükteki mevzuat ve evrensel temel hukuk kurallarını... Devamı

Adalet ve Devlet/Kezer

2011-02-05 13:58:00

Adalet ve Devlet/Kezer Adalet ve hukuk varsa, sen varsın ey devlet! Yoksa onlar, hükmün koca bir hiç ve hayalet… 05.02.2011/Kezer Devamı

Yasemin Devrimi*/Kezer

2011-02-01 23:13:00

Yasemin Devrimi*/Kezer Yeryüzünün herhangi bir kıtasında, Uzak yada yakın ülkesinde, Görsem yalınayak yiğitlerin saraylara yürüyüşlerini, Gökkubbede direniş erlerinin asi ve asil haykırışlarını duysam, Kanayan yüreğim titler aniden! Haykırırım: "Oralarda olmalıyım , ben de baş kaldırmalıyım zulme, Haksızlığa, Hukuksuzluğa, Halkı yoksulluğa ve yoksunluğa mahkum eden düzene..." Tarifi imkansız, anlatılmaz tatlı mutluluk. Sevincim büyük. Güzel ülkemde kardelenler güneşe tebessüm ederken, Daha dün göz yaşları ile terk ettiğimiz iklimlerde, illerde, köylerde Yaseminler diriliş sancısında. Onlarca yıllık "sus" surlarını su aldı Tunus'ta. Ne duvar kaldı, ne kale, ne de buyurgan buyruk. Yine hükmünü söyledi kalem tüm aleme. Selam sizlere, kahraman Tunus halkı. Binlerce selam, hakkı ve hukuku üstün tutan ellere, Sokakları güllerle bezeyen mavi düşlere de kalbi selam. Selam serdengeçtilere, Selam ay yıldızlı kırmızı bayrakları sokaklarda dalgalandıran bizim çocuklara. Ki o çocuklar resmi kayıtlarda fişlenmiş, Ötekileştirilmiş, Yüksek katlarda toplum mühendislerince, yok sayılmışlar sayıca çok olsalar da . Deli ile veli arasında gel gitlerde dolanan bizim çocuklar. Yoksulluğun en dip hücresinde yargısız ebedi mahkum idiler... Yasaktı kendilerini var kılan her değer, Kayda değer ederleri yoktu devlet ve hükümet katmanlarında. İşte o çocuklar, Gül çocuklar "yeter artık" diyerek küresel bir denize küçük bir taş attılar. Sonrasında kış ortasında gettolara dalga dalga özgürlük. Eşitlik. İnsanca yaşam. Hak, adalet ve tabi hukuk. Zulmün kalbine ise korku ve tsunami. Zorbalarda kaçan ka&... Devamı

Themis/Kezer

2011-01-30 21:35:00

Themis/Kezer Ah themis ah... Gözün kapalı, Terazin sarkık, Kılıcın kırık! En hafif tablo: Vaziyet oldukça vahim. Bir başka anlatımla; hal ve gidişat kötü! Uzatmaya gerek yok sözü. İçerik soyutlanmışsa, şekil ve büst kaç para eder pazar tezgahında? Her adalet sarayının kapısında onca yıl bekledin durdun. Birgün bir davalı yada davacı , senden içten hiç medet umdu mu? Yoksa samimi yanıtın; anıtın olsa ne yazar, olmasa ne fark eder? Vah adalet vah... Saraylarda adın gezer; ama gel gör ki gecekondularda seni bilen yok! Hükmün kesik, Dar, Eksik, İstisnalı, Sus ve susturucu, Zamana ve zemine göre değişken, Kimliklere göre hareketli, Edilgen ve nesne oldukça, çok işin olur çok... Senin varlığını ve yokluğunu , sokaktaki çocuk seslerinden anlarım. Nerede içine kapanık bir sokak çocuğu görsem, içim cız eder. İlk sana, sonra yitip giden narin fidana. Parkta kırmızı uçurtma kanadında süzülen düşler gördüğümde ise, Senin içimi ısıtan güneş yüzünü yaşarım. Tebessüm kelebek olur, alır götürür beni atlantise... 30.01.2010/Gürün   Devamı

Linç Kültürü/Kezer

2011-01-24 21:36:00

Linç Kültürü/Kezer Bizden biri, olur da bizim aleyhimize konuşursa vay onun haline! Kırmızıdan boya sürünür yedi ceddine, Ne Ermeni, ne Yahudi , ne de Çingene kökeni kalır bir anda. Çıkar bir köşeden araştırmacı sadık bir kalem , atar toplum önüne üç beş kitap. Sonrasında; "Ey ahali kulak verdiğiniz bu adam varya işte bu adam! Öyle böyle değil ha! Şöyle yaklaşın da aydınlanıverin siz de, Hep karanlıkta kalmayın. Geleceğiniz içinde, adını ağzınıza almayın bu lanetli adamın adını..." Üç aşağı beş yukarı, ben diyeyim iki yüz elli, siz diyin yüz kırk dokuz yıl üç ay beş gün. Hep aynı nakarat. Tas da hamam da tarihser eser artık. Değişmez linç kültüründe retorik. En üst perdeden söylemler ve de söylevler alabildiğince; Sıradan, Kafadan, Nobran, Matbu, Malum, Yüzey ve düzeyden yoksun iğreti çığırtkan türkü. Gün olur ,bir işaret yeter ürkek bir güvercinin yüreğindeki ateşi almaya... An gelir onlarca yıl komşuluk hukuku tuz buz olur kaotik iklimde. İçimizdeki saklı vandal adam dev olup sokakları zaptu rap altına alır. Herkes mahallenin bekçisi, Bu evrede bildik devrede, Kurşun asker şablonunda ipotek edilmiş beyinlere zerk edilir ölüm kusan sloganlar. En son yurda gelen sahibi kesilir yurdun. Rütbesiz siviller "hani bana haini bana der?!" Onlara da dağıtılır apoletler, Makamlar, Köşeler, Mal ve mülk... En günahsıza en günahkar ilk taşı attığı gündür linç erlerinin doğum ve bayram günü. O gün bugün zaman zaman yeşerir her iklimde her dilimde her toprakta linç kültürü. Özetle diyorum ki; bu yol açmaz. Çıkmaz sokakları... Devamı

Şiir/Kezer

2011-01-16 19:22:00

  Şiir/KezerŞiir; benim için kâh bir sığınak , kâh bir savaşçının keskin kılıcı.Aşkın sıcak yüzü beni benden aldığında, sırrımı ilk paylaştığım kadim dost.Birey kimliğimin ana karekter renklerinin kendini bulduğu real resim.Göklere yükselen içsel çığlığımı sarmalayıp uçuran büyülü sevgili el.Kaotik girdaplarda ve girif labirentlerde ruhumu sabitleyen serin gece güneşi.Hülasa şiir; beni tüm benlerden ve benliklerden arındırıp en saf halimi arenaya süren ilahi yağmur.Şu kalıp, bu akım ,öteki ölçü, beriki grup vesaire vesaire hepsi bir yere,Nasıl ki gökten yere düşen kar taneleri birbirinin aynı birbirinden ayrı ve özgün ise,İşte o hesap, yada bu benzetme, kim nasıl algılarsa o.Her yana çekilen, ancak bir yere sabitlenemeyen adına da Kezer denen , ruhun kalbine fısıldanan sözlerdir şiir.Ne onlu, ne de onsuz bir hayat.Şiirsel bir yaşam , afyonlanmış bir düşün hakikat gemisine kaptan olması,Şiirsiz bir süreç , alemin milyonlarca sesini bir kulakla dinlemesi gibidir.En yalın, en çıplak, en korunaksız, en açık , en sert ve de serseri olduğum an ,şiirle bir olduğum zamanlardır.Yüklerden arınmak, yeryüzünün tüm günahlarını sırtlanmak hem ferahlatıcı hem de beyni kaynatan en acı işkence.Şiir bende ben şiirdeyim.Zaman zaman suskunsam içsel yürüyüşlerde verdiğim kısa molalardandır.Ben varım şiir varsa ; kendi çapımda , kendi yüreğimde , kendi rengimde...16.01.2010/Manavgat Devamı

Karlı Bir Günün Bir Gönle Yansıması/Kezer

2010-12-31 22:05:00

Karlı Bir Günün Bir Gönle Yansıması/Kezer An gelir, durur zaman , işte tam o an; Yer deniz, gök menekşe Gök kar, yer kardelen kokarmış… Tabiatın yeniden en taze doğumu misali. Umut ve direniş, teneke sobasında kestane kıvamında düşermiş masum ellere… Küçük bir çocuğun gözleri, Yaşlı bir adamın yüreği, Kimsesiz ve sessiz bir yolcunun ceketin cebindeki ıslak , silik, buruşmuş bileti, Sokakta sığınacak yer arayan bir köpeğin ayakları üşürmüş! Öte tarafta, Bir başka boyutta, Varlık ile yokluk girdabında dingin arafta… Aşka mahkum derde müptela , Dipsiz serin bir adam ,bile bile düşmüş en derine… Ardında karanlığın kralı, Ayın ışık görmeyen yüzü, Ve kaldırımların sessiz çığlığı hepsi peşi sıra, birbiri ardına düşüvermişler. Birkaç tane de hayata inadına tutunan sararmış yaşlı yaprak. Masal mı? Mesel mi? Misal mi? Orasını ben bilemem bugün. Yer gök , gelinliğine bürünmüşken, İşe giderken, adımlarım şarkıya dönüşüverdi aniden. Balayına çıkmış bir çift güvercinde eşlik etti bana tüm yol boyunca… Konuşuverdi sıcak karlar, armoni içinde ,en içkin benimle… Aniden terleyiverdim ürperten güzelliğin fısıldayan nefesinde. Hala düşünmekteyim felsefi labirentlerde; Ana fikir ne, bugün yaşanan düşsel ve görsel oldu bittilerde? Sadece aşkın yanan gözleri mi? Yoksa ilkine el uzanamadığım , bin bir perde ötesi arınmışlık mı? Kadim yolculukta moladan sıkılıp asıla, Aslıma , O’na özlem mi? 31.12.2010/Gürün/Kezer   ... Devamı