Siyasetten uzak mı durmak gerekir?

2008-03-23 14:31:00

Güncel politik ve siyasi aktarımların birebir işbu sitede tartışılması, konuşulması ve yer konumlanması yapılması elbetteki doğru ve şık değildir. Ancak siyasetin kendisi milli iradenin yansıması ve kaynağı olarak gördüğümüzde "siyaseti" her türlü kirlerden ve her türlü hukuk dışı ve içi müdahalelerden korumak, sakındırmak ve sakınmak her bireyin hak-görev ve yetkisidir.

 

Günümüz dünyasında siyasetin tu kaka ilan edildiği, siyasetin rayından çıkarıldığı, siyasete sıklıkla müdahalelerin yapıldığı ülkelere baktığımızda, söz konusu ülkelerin belli başlı ortak özelliklere sahip olduğunu görürüz.

 

Üçüncü dünya ülkelerinde,
Despotik ve buyurgan ülkelerde,
Baskıcı , otoriter ve totaliter ülkelerde,
Ekonomnin kırılgan ve dışa bağımlı olduğu ülkelerde,
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla çalışamadığı ülkelerde,
Somut bireysel hak ve hürriyetlerin; soyut , tanımsız, anlaşılmaz ve açıklanmaz kamusal  değerlere kurban edildiği ülkelerde,
Mevsimsel suç ve suçların ihdas edilebildiği ülkelerde,
Hukukun belirsiz ve sıklıkla değiştirilebildiği ülkelerde,
....
....

Siyaset entelektüel , kaliteli, birikimli, saygın , bireysel kimliği ile var olan kişilerin "iş olarak " değil de bir özveri olarak yaptıkları beyin fırtınası değildir. Bu gibi ülkelerde siyaseti siyasilerden korumak için yetkisiz, sorumsuz, denetimsiz , görevden ve gidişattan vazife çıkaran ve ulusu milletten korumak saiki ile hareket eden kimi "iyi niyetli" kişi ve oluşumların çalışmları-eylemleri-söylemleri sebebiyle siyaset her zaman en güvenilmez kurumların başında gelmiştir! Yani millet kendi kendine güvenmediği söyleyebilmiştir!

A

sıl mesele kanımca ELEŞTİRİ kültürünün neye tekabül ettiğini hala kurumlarımızla, kuruluşlarımızla, düşünsel birikimlerimizle içselleştirememiş olmamızdır. Eleştirinin budandığıi eleştirinin hedef gösterildiği, eleştirinin yargılandığı, eleştirinin zaman zaman vatana ihanet etiketi ile deşifre edildiği bir konjonktürde konuşuyor gibi yaparız, tartışıyor gibi yaparız, anlıyor gibi yaparız, birliktelik sağlıyor gibi yaparız... Elbetteki .... gibi yaptığımız her durumda kendimizden bir şeyleri koparıp yok ettiğimizin de farkına varamayız. Sonrası kısır döngü. Sonrası açmaz. Sonrası suskunluk. Sonrası durağanlık. Sonrası ötanazi. Sonrası kemiyet...

 

Yakın tarihimizde siyasal ve hukuksal kırılmalarda güçlü ve sağ duyulu eleştiri getirmiş olsaydık bugün tartış(ama)dığımız konuları konuşmuyor olacaktık. Tabi hukuka doğru yol alıyor olacaktık. Bir başbakan ve üç bakanın idamları ne kadar siyasi ve ne kadar hukuki, darbe sonrası ihdas edilen ve yine bir darbe sonrası kaldırılan Anayasa ve Demokrasi Bayramı (yanlış yazıyor olabilirim, ama anayasa bayramı olduğu kesin) ne kadar hukuka uygun, darbeler, muhtıralar, siyasi parti mezarlığı, birifingler ne kadar siyasi ve ne kadar hukuki ... vs... O günlerde susan , eleştiri ve farklı düşünce açıklayamayan bir toplum, kurum ve bireyler bugünlerde konuşamaz. Konuşuyor gibi yaparlar...

 

Millet adına egenliği ifa eden Gazi TBMM ile Millet adına yargılama yapan Hukuk/Mahkemeler asla ve asla karşı karşıya gelemez ve gelmemelidirler. En ufak bir sürtüşme ve karşı konumlanma telafisi imkansız yaralar açacaktır. Kurumları kurumların tüzel kişilikleri temsil ederler. Kurumların üyelerinin bireysel tercihleri , eylem ve söylemleri o kurumları temsil edemez...

Kaotik ve imanın hüküm sürdüğü bir iklimde ne kelime seçerseniz seçin, sizin yazdığınız cümle ve görüşün br yerlere kayma ve kaydırılma imkanı hep olmuştur ve hep olacaktır. Buna rağmen yazmanın yaşam hakkı kadar değerli, vaz geçilmez, kısıtlanmaz, engellenmez , doğuştan gelen evrensel tabi bir hak olarak gören ben, bugün yazmamış olsam eksik yanlarımın çoğalacağını düşündüğümden işbu yazıyı kaleme aldım...

 

Sözün özü: Çıkmaz ve karanlık bir sokağa sürükleniyoruz. Çıkmaz ve karanlık sokaktan bizi çıkaracak olan da düşünce özgürlüğü, eleştiri kültürü, bireysel kimliklerimiz, medeni cesaretimiz, millet ve devlet bilincimiz, hukuka olan saygımız, milli iradeyi başat ve öncü kurum olarak görüşümüzdür. Çocuklarımıza bırakacağımız dünya evrensel dünyadan kopuk ve karanlık olmamalıdır.

 

Saygı ve sevgilerimle...

0
0
0
Yorum Yaz