Yargı ve Siyaset

2008-05-22 10:10:00

 

Millet adına karar alanlar ile millet adına yargılama yapanların;  milletin değerleri ile devletin temelleri arasında sanki görülmeyen bir çatışma ve ayrışma varmışçasına emek ve zaman kaybına yol açarak, demokratik evrensel hukuk devletlerinde görülen ve gözlenen /gösterilen yetki görev ve sorumluluk alanlarının fazlasıyla zorlanarak , yer yer dışına çıkılarak , dar bir kısır döngü etrafında ; şık olmayan görüntü ve diyalog içine girmeleri eminim en çok milletin ortak vicdanını derinden yaralamıştır!

 

Karşılıklı bildiri ve beyanlardan ne hukuk ne de siyaset güçlenerek çıkar! Her iki kurumda şık olmayan görüntü ve diyaloglardan dolayı yıpranarak çıkar!

 

Bahse konu güncel politik tartışmanın hali hazırda Anayasa Mahkememizde devam etmekte olan bir dava etrafında cerayan etmesi ise ayrı bir garipsenecek, düşünülecek  durumdur!

 

Mahkemelerde yargılaması yapılan her dava ve dosya, kesin hükme kadar her türlü siyasi ve hukuki eleştiriden uzak tutulması gerektiğini herkesin (yargı-siyaset) en iyi bilmesine rağmen yine de herkesin ilgili mahkemeden kendi kanaat ve beklentisine uygun karar çıkması gerektiğini yüksek sesle dillendirmeleri doğru ve şık olmasa gerek.

 

Siyasetin yargısı olur! Yargının siyaseti olmaz... Siyasetin yargısı bir tercihtir. Şöyler ki: Siyaset özgürlükçü-sivil-tam demokratik-çoğunlukçu-zayıfı ve azınlığı korur-bağımsız-bağsız-tarafsız bir yargıyı da tercih ederek Hukuk Devletine giden yoldaki taşları kaldırarak AB ye giriş sürecini kısaltmak isteyebilir...

 

Veya 1950 lerin çift kutuplu dünyası, soğuk savaş zamanları, polis devleti, baskıcı ve buyurgan bir devlet modeli, içe kapanmacı, yeryüzünde tek dost millet ve devletin olmadığı ideolojisinin matbu bir şekilde okullarda ezberletilmesi ve bu süreçte yargının da "araç ve korku" olarak kullanılması yönünde de siyasi tercihi olabilir...

 

Yargının siyaseti olmaz. Yargının tek görevi millet adına yaptığı yargılama ile "adil kararlar" alıp devletin saygınlığının adalet saraylarlarında doğumunu gerçekleştirmektir. Adil kararların gün ışığına çıktığı bir devletin düzen ve temeli sarsılmaz olur. Yargı ulaşmak istediği tek amaç; EVRENSEL TABİ HUKUK olmalıdır.

 

Genç Cumhuriyet tarihimize baktığımızda darbeler ve bildirilerin bize hiç de yabancı olmadığını görürüz. Ancak AB sürecinde artık dış dünyada kendimizi açıklamaktan ve izahtan zorlanacağımız eylem ve söylemlerden uzak durma zamanımız geldi de geçiyorda!

 

Demokrasinin en güzel yanı; özgürlük ve eleştirinin dokunulmaz ve sorgulanmaz iki temel değer olmasıdır. Özgürlük ve eleştrinin budandığı her adım bizim zaman sayacımızı durduracak ve yer yer de geriye çevirecektir...


Güven, saygı, hoşgörü, eleştiri, demokrasi, eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, tarafsızlık vs... kavramlarını sil baştan yeniden mi tanımlasak?

 

***

 

 

Durumdan vazife çıkarmak! Koruma ve kollama görevi üstlenmek! Siyasilerle hiçbir zaman yapılmaması gereken polemik tartışmalara girmek! Siyasi içerikli bildiri/muhtıra vermek! Taraf görüntüsü vermek! Milli İradenin tecellisine müdahale hakkının olduğunu ileri sürmek! Tek SERT SES olmak! Demokratik Hukuk Devleti işleyişle bağdaşmayan söylemleri dile getirmek! Sınırsızca eleştirmek; en küçük eleştiriden rahatsız olmak! Yürümekte olan dava hakkında kanaat ileri sürmek! ...

Yargının hukuken , mantıken ve fiilen tek koruması ve üzerinde durması gereken husus; HUKUKTUR/ADALETTİR/HAKTIR... Dosyadan ve adalet saraylarından çıkan yargının hukuka katkısı tartışılır ...

Herkes işini en iyi yapsa, herkes kendi görev sahasında kalsa, herkes yetmiş milyonun tek tip olamayacağını kavrasa-anlasa-içselleştirse, herkes HUKUKU/HAKKI/ADALETİ gözetse, herkes güven ve iyiniyet temelinde hareket etse, herkes niyet okumayı bıraksa, herkes demokrasiyi içselleştirse, herkes internet çağında yaşadığının farkına varsa, herkes empati yapabilse, herkes hayali korkularından sıyrılsa, herkes tek devlet ve millete sahip olduğumuzu hatırlasa, herkes kısır döngüden enerji çıkmayacağını anlasa, herkes herkesi kendi yerine koyabilse... daha dingin ve daha zengin bir ülke-millet oluruz diye düşünüyorum...

Tüm anlamsız tartışmaları vatandaş nasıl değerlendiriyor ve nasıl kendine bir konum belirliyor diye de düşünmek gerek?

Üzgünüm...

 

0
0
0
Yorum Yaz