Yürüyorum/Kezer

2010-04-09 15:16:00

Yürüyorum/Kezer


Yürüyorum ardıma bakmadan, gölgemi de yanıma alarak!
Biliyorum ufku kapalı bir ülkenin tüm sokaklarının kapalı olduğunu da
Buna rağmen yürüyorum!
Ebabil kuşlarına mahcup olmamak adına ve birde kara karıncanın tanıklığında.
Yürüyorum işte hiçbir zafer kaygısı olmadan, derviş riyazetinde...

Geçtiğim tüm beldelerde bütün bedenlerin için için hukuka ve aşka hasret yandıklarını görüyorum.
Hepsi bir işaret, bir ses, bir nefes bekler gibiler.
Oysa suyun kendi doğal akışında gizli değil midir evrensel kadim hakikat?
Bense kendi deli dolu içselimde sel olup akmadıkça görülmüyorum ne gündüzde ne de gecede!

Bir çocuk görüyorum.
Cennetin tüm kokularını alıp da gelen gülden narin diriliş muştusu bir çocuk.
Adı : Ali.
Bütün çağların ve tüm çağlayanların üç asil yiğidi düşüyor aklıma ansızın.
Ebedi ve ezeli evimiz Mekke'de Turabi,
Fars ikliminde ışıldayan tefekkür nehri Şeriati,
Ve Bosna'da yüz akımız Bilge Kral İzzetbegoviç.

Gülüyorum.
Güneş gökte hala, o halde umut var, o halde söyleyecek söz var, o halde şiir var.
Yürüyorum zaman kayboluyor düşünsel kavgada,
Ve tüm mekanlar bir yağmur damlasında avuçlarıma düşüyor ben diriliş türküsü söyledikçe...

Yürüyorum doğmamış çocuklarımı omuzlarıma alarak hakikat ateşinin peşinde.
Bilmiyorum ben mi alemi içime alıyorum yoksa kalem mi beni yazıyor muhkem surlara !
Yürüyorum baharda hüzün bulutları toplayarak körebe oynayanlarını tek tek sobeleyerek...

09.04.2010/Van

0
0
0
Yorum Yaz